Şenpazar Küre Dağları Milli Parkı Kızılcasu Kamp Alanı
Batı Karadeniz Turu 7. ve 8. Gün
10-11.07.2021 Cumartesi-Pazar
Gün ışıdığında, çok güzel bir doğada tertemiz bir sabaha uyandık. Dinç bir şekilde kalkıp mükellef bir kahvaltı yaptık. Hafta sonu sahil kesimlerinin kalabalık olacağını düşündüğümüzden, bu süreyi dağlarda geçirmeye karar vermiştik. Planlı bir şekilde haritadan işaretlediğimiz, Şenpazar ilçesine bağlı Kızılcasu Kamp Alanına gitmek üzere yola revan olacaktık. Fakat vermemiz gereken önemli bir karar vardı. Dağ yollarından mı yoksa şehirlerarası yoldan mı gitmeliydik? Şehirlerarası yoldan gittiğimizde belki yol daha düzgün olacaktı ama kat etmemiz gereken mesafe yaklaşık 4 kat artacaktı. Danıştığımız birkaç kişiden aldığımız bilgiler ışığında, dağ yollarından gitmeye ikna olduk.

Zor Yollar
İki gün bize yuva olan otağımızı toplayıp görevliler ile vedalaştıktan sonra, tarif edilen yola vurduk kendimizi. Navigasyon önümüzde yaklaşık 30 km’lik bir yol göstermekteydi, ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Zira navigasyon gittiğimiz bazı yolları bilmiyordu bile. 🙂

Kimi zaman asfalt ama çoğu zaman bozuk bir zemin üzerinde değişken duygular içerisinde yolumuza devam ettik. Bir hafta önce yağan yağmur yolun bazı bölümlerini ciddi bozmuştu. Yolun bu kısımlarında yolcular gerilse de ekseriyetimizin yüzünden, mutluluk ve heyecan okunuyordu. Orman yolunda durup yaban çileği topladık ve ufak da olsa bir mola verdik.

Kızılcasu Kamp Alanı
Anıt ağaçlar arasından süzülerek etraftakilerin şaşkın bakışları arasında kamp alanına ulaştık, çünkü bu yolu sadece tomruk taşıyan kamyonlar ve köylüler kullanıyormuş. Neyse ki kazasız belasız ulaşmıştık hedefimize. Mekâna girdiğimizde bizi bir değil birden fazla sürpriz karşıladı.

İnşa edileli henüz birkaç yıl olmuş kamp alanı gayet bakımlı ve güzel tasarlanmış bir alan. Karavan ve çadır için ayrılan alanlar mevcut ve hepsine elektrik çekilmiş. İdari bina olarak yapılmış yapının içinde mutfak, duş ve tuvaletler mevcut. Ayrıca kiralanabilecek tek katlı müstakil evler de var. Yoları bozuk olduğundan çok fazla ziyaretçisi olmayan mekânın, yol yapıldığı takdirde meraklıları artacağı kesin. Bütün bir hafta sonu sadece birkaç kişiye hizmet edeceğini tahmin etmiştik, öyle de oldu.

Kutlamalar Başlasın… 🙂
Kamp için uygun bir yer bakarken yoldan bunalmış olan çocuklar etrafı keşfe koyuldular. İdari binanın önünde bir hareketlilik ve müzik sesleri vardı. Yöresel kıyafetler içerisinde oynayan hanımların merkezinde beyaz ceketli bir kişi şarkı söylüyor, drone dâhil bütün imkânlarla kayıt alınıyordu. Merak eden minikler hemen o tarafa doğru yöneldiler.

Bize bir kutlama yerine geçecek bu etkinlik meğer yerel bir sanatçının katılımıyla yöre hakkında tanıtım filminin klip çekimleriymiş. Minikler hemen tribündeki yerlerini aldılar. Bize de hoş bir karşılama olmuş oldu.

İkinci Sürpriz
Kısa ama zor bir yolun ardından müzik enerjimizi yükseltmişti doğrusu. Hem yorgunluğumuz hem de stresimiz uçup gitmişti. Kurulum için karar verdiğimiz alana komşu, iki tane daha çadır vardı. Çadırların sahiplerini görememiştik etrafta. Kendilerini rahatsız etmek de istemiyorduk fakat en uygun alan da burası gibi görünüyordu. Biz de geldiklerinde tanışırız diye düşünerek işe koyulduk. Bir süre sonra yanımıza bir kişi yanaştı. Çadırlarımızı inceliyordu. Biz de kendisi ile tanışmak istedik.

Selamlaşıp konuştuktan sonra kendisinin, 1960’lı yılların hafif batı müziği sanatçısı Salim Dündar olduğunu öğrendik. Yaz aylarında Türkiye’nin farklı yerlerinde çadır kampı yaparak yürüyüş ve koşu sporu ile ilgileniyormuş. Engin tecrübe ve bilgilerini kısa bir sohbette bizimle paylaştı.


Sonrasında herkes köşesine çekildi. Biz de hazırlıklarımıza devam ettik.


Devasa Kayın Ağaçları
İki gün bu bölgenin zenginlikleri ile huzur bulacağımız için, hareketli ve bol gezmeli günler yaşamayacaktık. Ufak yürüyüşler ve bol oksijenli iki gün geçirmeyi planlıyorduk. Oba kurulumları tamamlandıktan sonra etrafı keşfe çıktık.

Devasa boydaki ağaçların arasından bir şelaleye ulaştık. Göcet Şelalesi’nin yanında kısa bir molanın ardından geldiğimiz yoldan kamp alanına geri döndük. Havanın kararması ile etraftaki çitlerin kapatıldığını öğrendik. Sebep ise bölgedeki ayı nüfusunun kalabalık olmasıymış. Neyse ki kamp alanına girmeleri ihtimal dahilinde değilmiş, yine de tedirgin olmadık desek yalan söylemiş oluruz.
Daha önce de belirttiğim gibi bölgeye ulaşım sıkıntılı olduğundan hafta sonu çok da fazla ziyaretçi gelmedi, tam olarak kafamızı dinledik sessizlikte. Yürüyüş yaptık, sarı kantoron topladık, yabani kiraz yedik dalından, oksijen sarhoşluğu ile zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Arada Salim Abimizin ve arkadaşı Kastamonu il kültür ve turizm müdürü Ziver Abimizin hoş sohbetinden de nasiplenmeyi ihmal etmedik. Sağ olsun kampın görevlisi Ömer Abi bize çok yardımcı oldu. İlçeden erzak tedariğiyle mangal şenliği yapıp midelerimizin bayram etmesinde katkısı büyüktür. Dört beş yıllık çadır tatilimizde ilk defa ateş yakıp et pişirdik. Tabi sonrasında banyo yapıp kokularımızdan arınmak büyük nimet.































