Vikinglerin İzinden Dostlarımızın Evine: Kopenhag’a Merhaba
11 Temmuz – Turun 7. Günü
Sabah acele etmeden, tadını çıkara çıkara kalktık. Hava pırıl pırıl, tam gezilecek kıvamdaydı; ne yakıcı bir sıcak ne de üşüten bir serinlik… Yaz gününde böyle bir hava bulmak bizim için büyük şanstı. Kahvaltımızı yapıp çadırlarımızı topladık ve tekeri Kopenhag’a doğru çevirdik.

Bugün bizim için çok özel bir gün; çünkü Kopenhag’da bizi harika bir dostluk bekliyor. Bizim Richard ve Myky, şu an Özbekistan dağlarında pedal çeviriyor olsalar da bizi unutmamışlar. Evlerinin anahtarını bir arkadaşları aracılığıyla bize ulaştıracaklar ve iki gün boyunca onların misafiri olacağız. İyilik gerçekten de sınır tanımayan bir köprü gibi…
Jelling: Danimarka’nın Doğum Belgesi
Yolun hemen başında, kamp alanımıza çok da uzak olmayan Jelling kasabasına uğradık.

Burası Danimarka tarihi için adeta “kutsal” bir toprak. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Jelling Kilisesi ve meşhur Jelling Taşları‘nı ziyaret ettik.


Bu taşlar, 10. yüzyılda Viking kralları (Gorm ve Mavi Diş Harald) tarafından dikilmiş. Hatta büyük olan taş, Danimarka adının geçtiği ilk belge olduğu için “Danimarka’nın vaftiz belgesi” kabul ediliyor. Biz de orada zamanın hacılarına verilen o özel damgalardan edindik. Çocuklar ise Viking ruhuna iyice girip kılıç-kalkan antrenmanlarını eksik etmediler; Viking savaşçılarını aratmadılar diyebilirim!


Geyiklerle Burun Buruna: Vejle Geyik Parkı
Yol üstünde karşımıza çıkan Vejle Geyik Parkı (Dyrehaven), günün en güzel sürprizlerinden biriydi.


Hayatımızda hiç bu kadar yakından geyik görmemiştik. Doğal ortamlarında özgürce dolaşan bu zarif hayvanlara neredeyse dokunacak kadar yaklaştık. Parkın huzurlu atmosferinde güzel havanın tadını çıkarıp yolumuza devam ettik.
Köprüler Diyarı ve Devasa Nyborg (Büyük Kemer)
Danimarka’nın coğrafi yapısı gereği yolumuz bol köprülüydü. Adalar arasından geçerken asıl büyük heyecanı Nyborg Köprüsü (Great Belt Bridge) üzerinde yaşadık. 1998’de tamamlanan ve Avrupa’nın en uzun asma köprülerinden biri olan bu devasa yapının üzerinden geçerken nefeslerimizi tuttuk desek abartmış olmayız. Altımızda masmavi bir deniz, üstümüzde uçsuz bucaksız bir gökyüzü…
Kopenhag’da Bir Ev Huzuru
İkindi vaktinde nihayet Kopenhag’a ulaştık. Richard ve Myky’nin anahtarlarımızı emanet ettiği arkadaşlarıyla buluştuk. Bize çok yardımcı oldu ve sonunda “evimize” yerleştik. Aslında niyetimiz biraz şehri gezmekti ama Kopenhag’ın o meşhur yağmuru bastırınca planlarımızı güncelledik.

Bünye yorgun, dışarıda hava kapalı olunca, bu akşamı dinlenmeye ayırmaya karar verdik. Özbekistan dağlarında olan dostlarımızın evinin sıcaklığında bol bol dinlendik, yemeklerimizi yedik ve çaylarımızı yudumladık. Yarınki büyük Kopenhag keşfi için erkenden istirahate çekildik. Evin rahatlığı ve sessizliği, turun bu aşamasında hepimize ilaç gibi geldi.



















