Belgrad,Sırbistan’a Merhaba
18.07.2024 Perşembe
Artık turun son günleriydi. Yoğun programın yorgunluğu iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. Her gün sabah erken kalk, çıkınını topla, masafe kat et, şehir gez şeklinde yol almak kolay değildi ama ekip bununla iyi başa çıkıyordu.

Bugün ki planımız yaklaşık 400 km lik yolu sabah erkenden kalkıp hızlıca geçmekti. Sonrasında da belirlediğimiz noktaları görüp akşamı Belgrad’da geçirmekti. Kaldığımız evin anı defterine bir kaç kelamla biz de hatıramızı bıraktıktan sonra Vira Bismillah deyip sabah 8 sularında at bin emrini verdik.

Merhaba Belgrad
Öğlen saatlerinde Belgrad’a varmıştık. Sırbistan’a adım attığımız ilk dakikadan itibaren siyasi hava kendini hissettirmeye başlamıştı. Belgrad sokaklarına girdiğimizde, bu atmosferin artarak devam ettiğini hissedecektik.

Erken kalkmanın vermiş olduğu uyku eksikliğini yolda dinlenerek bir miktar atan ekip üyeleri ile birlikte aracımızı park edip Belgrad sokaklarına hızlı bir giriş yaptık.

Cumhuriyet Meydanı
Gezimize Cumhuriyet Meydanında başladık. Bu meydan halkın toplanma mekanıymış. ( Kadıköy’de Boğanın orası neyse buluşmak için , burası da aynı şekildeymiş.) Belgradlılar da Atın orda buluşalım diyorlarmış Prens Mihailo Anıtı‘nın altı için. Sırbistan’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmasında önemli bir rol oynadığından heykeli dikilmiş. Meydanda ayrıca Ulusal Müze ve Ulusal Tiyatro da bulunmakta. Binalar, incelemeye değer nitelikte bir mimariye sahip.

Belgrad’da Osmanlı Camii
Cumhuriyet Meydanı’ndan Belgrad kalesine doğru adımlarken, önceden belirlediğimiz Bayraklı Camii‘ne uğrayıp öğle namazı molası verdik. Şehirde Osmanlı döneminden günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş tek aktif cami olduğundan, büyük bir sembolik değere sahip. Dolayısıyla uğramadan geçemezdik.

Geçmişte bu caminin minaresine bir bayrak asılırmış ki , Belgrad’daki diğer tüm camilere namaz vaktinin geldiğini ve ibadete başlanabileceğini işaret edermiş. İsminin hikayesi buymuş.
Belgrad Kalesi
Camide namazlarımızı kıldıktan sonra bir nefeslendik. Sonrasında adımlamaya devam ettik ve kaleye giriş yaptık.

Belgrad Kalesi, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın en önemli tarihi ve kültürel simgesi. Kalemegdan adı verilen büyük bir park ve tarihi kompleksin içinde yer alıyor ve Tuna ile Sava nehirlerinin buluştuğu noktaya hakim bir tepede bulunuyor. Eee sonuçta kale dediğin yüksekte olur değilmi 🙂

Kalemegdan adı, Osmanlı döneminden gelmekteymiş ve Türkçe “Kale” ile “Meydan” kelimelerinin birleşiminden oluşuyormuş. Osmanlı ordusu bu geniş alanı talim ve teftiş meydanı olarak kullanmış.
Kalemegdan, surları ve kapıları dışında birçok tarihi esere ve ilgi çekici noktaya ev sahipliği yapıyor:
- Pobednik (Zafer Anıtı): Kalenin en yüksek noktasında, nehirlerin birleştiği noktaya bakan anıt, Sırbistan’ın I. Dünya Savaşı’ndaki zaferini simgeler ve Belgrad’ın sembollerinden biridir.
- Saat Kulesi (Sahat Kula): Osmanlı ve Avusturya dönemlerinin izlerini taşıyan, güzel bir manzaraya sahip kule.
- Damat Ali Paşa Türbesi: 1716’da Petrovaradin Savaşı’nda şehit düşen Sadrazam Damat Ali Paşa’nın kabrinin bulunduğu türbe.
- Sokullu Mehmet Paşa Çeşmesi: Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Osmanlı dönemi eseri.
- Askeri Müze (Vojni Muzej): Kale içinde yer alır ve Antik Çağ’dan günümüze kadar Sırbistan’ın askeri tarihine ait geniş bir koleksiyona sahiptir.
- Roma Kuyusu (Rimski Bunar): Adının aksine 18. yüzyılda Avusturyalılar tarafından inşa edilmiş, derin ve gizemli bir kuyu.
- Nebojşa Kulesi: Eskiden savunma kulesi, Osmanlı döneminde ise zindan olarak kullanılmış bir yapıdır.
Hem manzarası ile hem tarihi ile, uzun bir zaman geçirmeyi hak eden bir tarihi bir mekan.
Aziz Sava Katedrali
Mekanın hakkını verdikten ve Sava ile Tuna nehir birleşiminin müthiş manzarasını seyrettikten sonra adımlamaya devam ettik.
Aslında beyler olarak yürüyüp otoparktan arabayı aldık , ekip üyelerini yoldan topladık demek daha doğru olur. Sonrasında da Aziz Sava Katedraline devam ettik.

Katedral, dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden biriymiş. Belgrad’ın en son noktası olarak bu mekanı gezip bugün ki rotamıza noktayı koyduk.

Yorgun vücutlarımızı dinlendirmek için evlerimizin yolunu tuttuk. Ertesi gün zorlu bir sınır geçişi bizleri bekliyordu.








































