Şavşat Karagöl

Karadeniz Turu 12. Gün

6 Temmuz 2018

Gecenin uzun sürmesiyle sabah biraz geç uyandık. Bugün hedefimiz Şavşat Karagöl’e varmak. Doksan km’lik bir yol ama arada uğramayı düşündüğümüz dört durak var. Bu duraklarla yolumuz biraz uzayıp yüz elli km’ye varıyor. Kahvaltıdan sonra toparlanıp yola çıkıyoruz.

Günlerden Cuma olunca Artvin çıkışında DSİ 26.Bölge Müdürlüğü içindeki mescitte Cuma namazını kılıyoruz. Cuma namazından sonra Ardanuç istikametinde devam edeceğiz. Deriner Barajı manzarası sağımızda kalarak kıvrılan yollardan ilerliyoruz.

Devasa “Deriner Barajı”

Cehennem Deresi Kanyonuna uğramak istiyorduk ama biraz geç çıkmamız biraz da Cuma namazıyla vakit ilerlediği için kanyonun içine girmeden yolumuza devam ediyoruz. Ardanuç yolu kanyon civarında yüksek kayalıkların arasından kıvrılarak uzanıyor manzara açısından ender görülebilecek yollardan biri diyebiliriz.

Artvin Ardanuç Yolu Cehennem Deresi Mevki

Boğazlar Meselesi – Ardanuç

Ardanuç’a gelme sebebimiz tamamen midesel, Vedat Milor’un yere göğe sığdıramadığı cağ kebabını tatmak.

Hoşbulduk…

Dede Cağ Kebap’a ulaştığımızda cağın bittiğini söyledi usta. Doğrusu kebabın midedeki yerini bile rezerve edip kahvaltıyı az yapan biri için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Usta bizi yanında yetiştirdiği başka bir kişinin yerine yönlendirdi. Burada karnımızı doyurduk ama duraklarımızdan ikisini Cehennem Vadisi Kanyonu ve Dede Cağ Kebap’ı bir nevi ıskalamış da olduk.

Ata Diyarlarına Yolculuk

Kaldı iki durağımız biri Aşağıırmaklar Köyü hanımlarımızın babaannesinin köyü, diğeri de dedesinin köyü olan Kutlu Köyü. Çoğu gezginin başına gelen kötü tecrübelerden biri köy yollarında Google Maps’in azizliklerine maruz kalmaktır. Uygulama yeri geldi iri çakıl taşlarına soktu, yeri geldi çıkılmaz yokuşlara vurdu ve geri geri o yokuşlardan inmek zorunda bıraktı. Geleneksel usül bu tip rotalarda daha sağlıklı. Ki ne zaman bir insanoğlu bulduk o zaman yolumuz doğruldu.

Önce Aşağıırmaklar Köyü’ne vardık. Orayı biraz gezdik, sora sora babaannenin yaşadığı eski evi bulduk.

Aşağıırmaklar’da sorup soruştururken Kutlu Köy’e nasıl gidilir diye Kutlu Köyü’nün muhtarına denk geldik. Sağolsun o da kendi arabasına atlayıp bize rehberlik etti ve Kutlu Köy’e vardık.

Dede ve babaannemizin ailesi Rus harbinde göç etmek zorunda kalmışlar buralardan. Yıllar sonra torunlarının burada olması, bu manzarayı görmesi, bu havayı soluması doğal olarak duygusal anları da yanında getiriyor.

Kutlu Köy’den Şavşat’a geçtik. Cümle kısa lakin yol zaman olarak uzun sürüyor. Hem zeminin bozukluğu hem virajlar; biraz kaybolduk mu acaba, doğru yolda mıyız gibi endişeleri yaşatsa da büyükşehir trafiğinde bunalanlar için görülen manzara ve alınan hava açısından eşsiz.

Şavşat sessiz şehirlerimizden. Biz bunu hissedecek kadar oyalanmadık Şavşat merkezde. Alış verişimizi yapıp Karagöl’e devam ettik.

Şavşat’tan Karagöl yahut Sahara Milli Parkı istikameti de coğrafya açısından benzersiz. Gün yollarda eriyip gitti güneş tam batmak üzereyken Karagöl’e vardık. Karagöl’de tek bir tesis var. Aslında “tesis”in “tesi”si gitmiş “s”si kalmış. Kalan “s”nin arkasındaki düzlüğe çadırımızı kurduk.

Batık İskele…

Bu “s” de: önünde göle doğru uzanmış çökmüş bir iskele, yıkılmak üzere olan bir bina içinde pis bir tuvalet, arka bahçesinde çeşme, kırık dökük salıncak ve kaydırak var. Çocuklar için bulunmaz nimet: hazır salıncak kaydırak, ne diye yerimizde durak.

Bizimle birlikte gençlerden oluşan bir grup daha bu bölgeye kamp attı. “GENÇLER ?” telli çalgı, ateş, gürültü, geç saatlerde çadır içinde sinir döngülerini çağrıştırıyor bazen. Eksik olmasınlar hiç rahatsızlık vermediler. Zamanında çaldıkları bağlamalarıyla sayelerinde biz de hoş vakit geçirdik. Doğada kamp yapmanın ne olduğunu bilenlerle bir arada olmak çok güzel. Taraflar birbirine açıkça deklare etmese de birbirlerine, ihtiyaç duyduğumuz veya tehlikede kaldığımız anda yalnız değiliz, rahatlığını hissettirirler.

Birtakım Hazırlıklar

Güneş batarken kuzuların da desteğiyle hızlıca çadırlarımızı hazırladık. Bir yandan akşam yemeğimiz de emin ellerde hazırlandı. Kuzuları besledik onlar biraz daha salıncakta oyalandılar, yemekten sonra biz de çaylarımızı içtik, dinlendirici canlı müziğimizi dinledik ve ardından kendimizi sessizliğe teslim ettik.

Minik Kurbaaaa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir