Dönüş Öncesi Son Ülke,Bulgaristan-Sofya
19.07.2024 Cuma
Sabah 7 sularında çoktan kalkıp yollara düşmüştük. Zira gezinin başından beri, en çok zorlayacak sınır geçişini bugün yapacaktık. Dolayısıyla her zamankinden erken yola koyulduk. Önümüzde yaklaşık 400 km vardı, plan yine aynıydı. Sofya’ya ulaş, gez yat devam et 🙂

Merhaba Sofya
Normal şartlar altında öğlen saatlerinde varmayı planladığımız Sofya’ya ,15:00 sularında adım atabildik. Kasıtlı olarak Sırp çıkışında yavaş çalışıldığını ve bile isteye insanlara zulmedildiğini düşündüren kalabalık sınır geçişi , bizi hayli yıpratmıştı. Yenilenmeye ve enerji yüklemeye ihtiyacımız olduğundan ilk etapta evlere dağılıp bir miktar dinlendik. Sonrasında ise ekip üyeleri ile tekrar birleşip Sofya Merkez’i gezmeye başladık.

Aleksandr Nevski Katedrali
Aleksandr Nevski Katedrali ilk durağımızdı. Belgrad’daki Aziz Sava Katedrali’nden sonra Balkanlar’daki ikinci en büyük Ortodoks katedraliymiş. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Bulgaristan’ın Osmanlı egemenliğinden kurtuluşu için hayatını kaybeden Rus askerlerinin anısına inşa edilmiş bu anıt-kilise.

Şehir meydanında yer alan katedralin etrafındaki yapılara gözgezdirdik. Bu sırada bir heykel dikkatimizi çekti.

Heykelin bakışları bizi bizden almıştı. Sonradan Tsar Samuil Anıtı olduğunu öğrendik. Kendisi Birinci Bulgar İmparatorluğu’nun en önemli hükümdarlarındanmış. Ama heykeltraş, tasviri neden böyle celalli yapmış bilemediğimizden soru işaretleri ile yolumuza devam ettik. Bu arada kendisi Kuzey Makedonyalı mı yoksa Bulgar mı bilinmiyormuş. Ya da şöyle ifade edelim, zatı şahane bizim Nasreddin Hoca gibi paylaşılamıyormuş.

Mekan Mekan İçinde
Yürüyüşümüze devam ederken, yolun bizi bir hükümet binasının içinden götürdüğünü farkettik. Giriliyor mu girilmiyor mu soruları içerisinde cedelleşirken kendimizi farklı bir mekana açılan geçitte bulduk.
Sveti Georgi Kilisesinin ününe çıkan yolu bilmeden keşfetmiş olduk. Sveti Georgi Kilisesi (Aziz George Kilisesi), Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da bulunan, şehrin ve muhtemelen tüm Bulgaristan’ın en eski korunmuş yapısı olarak kabul ediliyor. Genellikle “Aziz George Rotundası” (Rotonda Sveti Georgi) adıyla bilinirmiş. M.S. 4. yüzyılın başlarında, Roma İmparatoru Büyük Konstantin döneminde, antik Serdica şehrinin duvarları içinde inşa edilmiş.

Aziz Nedelya Kilisesi
Az ileride bir başka kilise dikkatimizi çekmişti. Adının Aziz Nedelya Kilisesi olduğunu öğrendiğimiz yapı , aslında Doğu Ortodoks Katedrali imiş. Yapının hafızalarda bıraktığı kötü bir hatırası var. 1925 yılında Bulgar Komünist Partisi, ülkenin siyasi ve askeri elitini hedef alan başarısız bir suikast girişimi gerçekleştirmiş. Yaşanan bombalama olayı sırasında 150’den fazla kişi burada hayatını kaybetmiş.

Banyabaşı Câmii
Sofya sokaklarında adımlarken, bütün Avrupa başkentlerinde hissettiğimiz tarihi atmosferi burada da duyumsadık. Bir sonraki noktamız , geleneksel dondurma keyfi idi. Enerjimiz aldığımız şekerle bir miktar da olsa yerine gelince , işaretli noktalara can çekişerek ulaşmaya çalışıyorduk, zira epey yorulmuştuk.

Banyabaşı Câmii’ne vardığımızda biraz soluklanma fırsatı bulmuştuk. Sofya’daki tek faal cami olması açısından önemli olan mekan, bize de can suyu olmuştu.

Namazlarımızı kılıp dinlendikten sonra evimizin yolunu tuttuk.
Akşam yemeğinde Oymak Beyimizin bulduğu meşhur bir pizzacıdan paket olarak aldığımız pizzalar vardı. Rezervasyon usulü ile çalışan mekana önceden yer ayırtmak gerekiyormuş.

Pizzalarımızı yedikten sonra evlere dağılıp, turun son gününe gözlerimizi yumduk.


































