Erzurum – Amasya
Karadeniz Turu 14. ve 15. Gün
9-10 Temmuz 2018
Tur süresince üç gece öğretmenevinde kaldık en rahat ettiğimiz yer Erzurum Öğretmenevi oldu. Kahvaltısı da açık büfe, kahvaltılıklar da kaliteli. Yalnız açık büfenin bizdeki adı gözü doymayanlar için “aç büfe”, benciller için “israf büfe” şeklinde güncellenmeli. Mükellef bir kahvaltıdan sonra yürüyerek şehir turunu çıktık.
Erzurum Turu

Eski Erzurum Evleri bildiğimiz, yaşadığımız ev tipinden de yaşam tarzından da çok farklı. Kollektif bir hayat yaşanıyor. Derdine de işine de ortak olacak o kadar imkan var ki bu evlerde. Tabii bu hayat da günümüz değerleriyle dönüşüme uğrayıp kapitalist sistemden nasibine düşeni almış. Mekanı gezmek için iki sistem geliştirilmiş: Ya girişte bilet almak ya da ücretsiz girip içerdeki kafeteryadan karnınızı doyurup bir şeyler içmeyi taahhüt etmek. Elbette böyle mekanların sürdürülebilir olması için maddi desteğe ihtiyaçları var. Devlet, STK’lar, sponsorluk imkanları da yeterli olmayınca ziyaretçilerin katkısı kaçınılmaz oluyor. Biz karnımız tok, sırtımız pek olduğu için girişte bilet almayı tercih ettik. Mekan bir nevi etnografya müzesi, Erzurum hayatına dair her şeyi burada bulmak mümkün. En ilginç tarzı ise iç içe geçmiş mimari tarzı ile çocuklar için zevkli bir labirente benzemesi. Sürprizlerle dolu tarih tüneli.
Çifte Minareli Medrese
Erzurum evlerinden Çifte Minareli Medreseye geçtik. Buraya giriş ücretsiz. Tipik Selçuklu medresesi özelliği taşıyor. İmgelerin, estetiğin iç içe geçtiği bir medrese. Türlü hikayeler ve efsaneler sözlü anlatının bir parçası olmuş.

Üç Kümbetler
Çifte Minareli Medreseden Üç Kümbetlere geçiyoruz. Kümbetlerdeki geometrik mimari anlayışı matematikle, hayatı ve ölümü bir araya getiren -mecz eden mi deseydim- kültürden uzaklaşmış oldukça tuhaf. Şimdi deli gibi yaşayıp cahilliğimizle ölümü süslüyoruz.

Yakutiye Medresesi
Yakutiye Medresesi günümüzde İslami Eserler ve Etnografya Müzesi olarak hizmet veriyor. Şehrin merkezini firuze renkli minaresiyle süslerken SGK binasının hoyrat gölgesinde kalmış bir yapı. Yaşasın beton yaşasın çimento doktrininin bizi sevindiren tarafı oluşturdukları çirkin yapıların zamanın tozuna yenilecek olması. Hoca Yakut Gazani vurdu gol oldu …

Cennet çeşmesi üç lülesi ile sıcak Erzurum gününü bizim için serinletti. Evliya Çelebi’nin bile bu çeşmeden serinlemesi hoş bir tesadüf. Çelebi bu çeşmeden su içti ise meraklıları için bir esatiri vardır.

Rüstem Paşa Hanı
Şapkalar serin suyla ıslatılıp kana kana suyumuzu içtikten sonra Rüstem Paşa Hanı’nı gezdik. Günümüzde burası Oltu Taşı ticaretinin yapıldığı bir çarşıya dönüşmüş. Bizim kuzular için çeşmeden ziyade burası cennet gibiydi.

Biraz dinlenip bir şeyler atıştırıp yola çıkalım dedik. Erzurum’a geldik cağ yedik kadayıf dolması yemezsek olmaz. Tercih ettiğimiz yer tavsiye üzerine Yakutiye Medresesi karşısındaki Ökkeş Usta oldu. Dolmalar çıtır değildi ve soğuktu. Aradığımız lezzeti bulamadık velhasıl. Buradan İbrahim Paşa camisinde öğlen namazını kılıp Amasya’ya doğru yol almaya başladık.
Amasya Yolcusu Kalmasın
Yol üzerinde kamp kuracak bir yer bulursak bir gece daha kamp kurarız niyetiyle yola çıktık. Erzincan’da biraz duraklayıp efsane tulum peynirleri ve sıcak lavaşla Atatürk Parkı’nda mola verip karnımızı doyurduk.

Erzincan’dan Tokat’a doğru devam ettik listemizde kamp kuracağımız planlı bir yer yoktu şehirler arası yolda bazı yerleri de hızlı geçtiğimiz için kaçırdık. Hülasa kamp yapamadan gece bir gibi turumuzun başladığı Hamamözü’ne teyzemlere geldik. Arabayı boşaltmadan pestili çıkmış kuzuların yatağa intikallerini gerçekleştirip biz de dinlenmeye çekildik.
Turun Son Kampı
10 Temmuz 2018 sabahı teyzemin elcağızlarıyla hazırladığı mis gibi kahvaltımızı yaptık eniştemin fikriyle Göl Köyümüzün yaylasına çıkmaya karar verdik.

Yaylaya çıkarken Bakancak mevkisi denilen kamp kurulacak güzel bir yer gördük. Dün geceden içimizde kalan kampı ve turun son kampını burada kurmaya karar verdik.
Gündüz yaylayı gezdik. Çam ağaçları, çeşmelerden akan sular, gölgede dinlenen koyunlar, çocuklar gah çayırlarda gezindi gah eşeğe bindi. İki günlük şehir hayatından sonra turun son gününü yaylada geçirmemiz iyi oldu.

Akşamüzeri Bakancak’ta kampımızı kurduk.Güneşi müthiş bir manzarayla batırdık.
Gökyüzü karardıkça Karadeniz yaylalarında bulutlardan göremediğimiz ışıl ışıl yıldızların, yakalayabildiğimiz meteorların seyrine daldık. Ve çocukların özlemle beklediği ilk defa yaktığımız kamp ateşini de unutmayalım.

Bu ateşle turun değerlendirmesini de yaptık elbette. İlk defa sabaha kadar oturanlar da oldu aramızda ve kahvaltımızı yaptıktan sonra Hamamözü’ne inerek 11/07/2018 tarihinde 17.günün sabahında vedalaştık. Evli evine, köylü köyüne.
Yeni turlar hayalleriyle…
Kamp Değerlendirmesi
Tur istatistiklerine gelecek olursak;
- Şehir içindeki gezdiklerimizi saymazsak yaklaşık 3000 Km yol yapıldı.
- Amasya, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan, Tokat il sınırlarında geçildi.
- Bunlarda Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan merkezleri ziyaret edildi.
- 1 gün ev ortamında, 3 gün öğretmenevinde, 13 gün çadırda konaklanıldı.
Pekiyi, 17 günün kazanımlarını özetleyecek olursak:
- İnsan olarak plan yapmadan doğaçlama yaşantımız belki olmayacak ama planımız bozulduğunda vardır bir hayır diyip yolumuza alternatif metodlarla devam etmeliyiz.
- İnsan olarak elimizin değdiği yeri güzelleştirmeye gayret göstermeliyiz. Çirkin olanın ortak özelliğinin bencil bir insanın elinden çıkmış olması sonucunu unutmamalıyız.
- Çevremize saygı duyup, sahip çıkmalıyız. Sadece kendi çöpümüzü atmakla kalmayıp başkasının çöpünü de toplamalıyız.
- Merhaba diyip, güleryüz göstermeliyiz.
- Karşımızdakinin işini kolaylaştırıp ona nasıl faydalı olabilirim diye düşünmeliyiz.
- Gezdiğimiz yerlerde eş dost, akraba, ata toprağı ne varsa güzergaha eklemeliyiz.
- Taş toplamalıyız.
- Acele etmemeliyiz.
- Bol fotoğraf çekmeliyiz.
- Google maps gibi uygulamalar çok güvenmemeliyiz.
- Turistik yozlaşmış yerlerden kaçınmalıyız.
- Sessizliğin daha doğrusu yeryüzünün kendine has, insan eli değmemiş sesini dinlemenin ihtiyaç duyulan büyük bir nimet olduğunu unutmamalıyız.
- Çocukların bir arada belli bir saati zor geçirdiği düşüncesinden uzaklaşıp onlar mümkün olduğunca bir araya getirerek ortak hayatı yaşama kültürünü edinmelerini sağlamalıyız.
- Çocukların doğayı gözlemesi için her imkanımızı seferber etmeliyiz.
- Çocuklara hakkettikleri sorumlulukları vermeliyiz.
- Rahatın, konforun, beklentinin sınırının olmadığını ama bu sınırı ne kadar düşük tutarsak o kadar huzurlu olacağımızı unutmamalıyız.
- Islanmak için yağmur yağmasının gerekmediğini bilmeliyiz.
- Çocukların kamp esnasında doğal olarak ıslanacağını unutmayıp ıslanmaması için ne yapmalıyız sorusu yerine, ıslanınca ne yapmalıyız sorusunu cevaplandırmalıyız.
- Seyahat boyunca çantamızda çam sakızı çoban armağanı nevinden yanımızda hediyelikler bulundurmalıyız.
- Çocuklara canları sıkıldığında ne yapacaklarını söylemek yerini kendilerini bu durumdan çıkartacak yöntem geliştirmelerini beklemeliyiz.
- Sabırlı olmalıyız.
- Sağlığımıza dikkat etmeli, yeterince uyuyup dikkatlice beslenmeliyiz. Mümkün olduğunca hazır yemekten kaçınıp yemekleri kendimiz hazırlamalıyız.
- Yöresel ürünlerin iyisini bulmaya dikkat etmeliyiz.
- Gezdiğimiz yerlere belki bir daha gelemeyeceğimizi veya bir daha maalesef bu güzellikte bulamayacağımızı düşünerek bakmalıyız.






















































