Almanya-Kuzey Vestfalya Turu
27.01.2025 Pazartesi
Seyahatimiz İstanbul çıkışlı olduğu için, Konya ekibi bir gün öncesinden Yeditepeli şehrin sınırlarına doğru vasıl oldu. İçimiz biraz buruktu, zira alışık olmadığımız şekilde çocuksuz yola çıkmıştık. İstanbul ekibinin gençleri de o hafta içi Konya’ya ulaşmışlardı. Babaanneler ve anneanneler , Rahatbatangillerin yetişkinleri için organize bir planda yerlerini almıştı. Nihayetinde 5 eksikle de olsa büyük macera başladı.

Aklımızda deli sorular
Yaklaşık 4 saatlik uçuşun ardından daha önce hiç görmediğimiz topraklarda keşif turumuz başlamıştı.

Yabancı bir ülke, yabancı insanlar, yabancı bir kültür, nasıl olacaktı? Nelerle karşılaşılacaktık? Merkeze nasıl gidecektik? Haftalık citypass nasıl alınacaktı? Sorular zihnimizde gezinirken hızlıca pasaport kontrollerimizi yapıp ülkeye resmi girişimizi gerçekleştirdik.

Merkeze Ulaşım
Havaalanından, merkez istasyona SkyTrain adında kısa bir hat ile ulaşılıyor ve ek bilet alınmıyormuş. Bizim bunu öğrenebilmemiz biraz sancılı oldu.

Nihayetinde orada bulunan bir hemşerimiz (İsmini hatırlayamadım) bize yol gösterdi de trene kendimizi attık. İstasyona gidene kadar kendisi ile biraz muhabbet etme fırsatımız oldu. Uzun yıllardır Almanya’da yaşıyormuş. Sonrasında istasyondaki danışmadan, almayı planladığımız 4 günlük turistik grup biletinin sadece merkezdeki Turizm Ofisinde satıldığını öğrendik.

Oraya ulaşabilmek için tek gidiş biletlerimizi alıp trene bindik.

İlk defa iki katlı tren ile müşerref olduğumuzda bu gezinin birçok yeni tecrübeye gebe olduğunu bir kez daha anlamıştık.
Koşturmaca Başlıyor
Yaklaşık 20 dk lık bir yolculuğun ardından Düsseldorf merkeze ulaşmıştık. Adını birçok kez duyacağımız ama henüz anlamını bilmediğimiz Houptbahnhof – ki sonradan merkezi tren istasyonu demek olduğu öğrendik- istasyonunda indik. Yakın zamanda turizm merkezi kapanacağından hızlıca o tarafa doğru adımladık.

Düsseldorf İle Tanışma
Houptbahnhofdan, Haydarpaşa garından çıkan Anadolu insanı edası ve şaşkınlığı ile çıkış yaptıktan sonra, şehrin temizliği ve düzeni gözümüze çarpan ilk detaydı.

Hava kararmaya yüz tuttuğundan ışıl ışıl binalar ve evlerine gitmeye çalışan insanların arasından etrafı izleye izleye Turizm Merkezine ulaştık.
Önümüzdeki 5 gün boyunca sık sık toplu taşımayı kullanacağımız ve yakın şehirleri tren ile ziyaret edeceğimizden, 96 saat ve 4 kişiyi kapsayan sınırsız biletimizi aldık. Böylelikle ilk önemli görevi yerine getirdik.

İlk Günün Kapanışı
Sonrasında acele etmeden otele yöneldik. Yol üstünde ilgimizi çeken mağazaları göz ucuyla tarayıp ilk fiyat araştırmalarını yaptık. Önceden rezervasyon yaptığımız otele ulaşıp odalarımıza yerleştik. Yorgunluğumuzu atmayı ve ertesi günün planını yapmayı çay eşliğinde gerçekleştirdikten sonra günü noktaladık.

İkinci gün – 28.01.2025 Salı
Sabah erken saatlerde kalktık. Marketten aldığımız azıkları sandviç formatına sokup enerjimizi depoladık.

Kahvaltı mekanı olarak Ren Nehri kıyısını seçmemiz gözümüzün açılmasını sağladı. Yemeklerimizi aç martılarla paylaştık. Nihayet Düsseldorf şehir turuna başladık.
Düsseldorf Şehir Turu
Denizcilik Müzesi’nin yanından geçip Aziz Joseph Şapeli’ni ziyaret ettik.

Aziz Lambertus Bazilikası
Düsseldorf’un kalbi olan Altstadtdaki(Eski Şehir) en önemli ve eski simgelerden Aziz Lambertus Bazilikası , şehirdeki dört Roma katolik kilisesinden biriymiş.

Tuğla Gotik tarzında 13. yüzyılda, üç nefli bir salon kilisesi olarak inşaa edilen yapının en belirgin ve dikkat çekici özelliği, hafifçe eğik ve bükülmüş görünen kulesi. Bu eğikliğin bilimsel nedeni, 1815’teki bir yangından sonra aceleyle ve ıslak kereste kullanılarak yapılan restorasyon sonucu çatının kurudukça kıvrılmasıymış.

Marktplatz ve Jan Wellem Heykeli
Marktplatz, zamanında Martin Lutherin de vaaz verdiği pazar meydanıymış.
Burgplatz tarafında Düsseldorf’un en sevimli ve ilginç simgelerinden birini fark ettik: Tekerlek Taklacıları (Radschläger) . Beş çocuğumuzu Konya’da bırakmışken, burada onların enerjisini yansıtan bir figür görmek bizi tebessüm ettirdi. Hikayeye göre Düsseldorfun şehir olmasını kutlayan halk ve özellikle çocuklar koşup sokaklarda taklalar atar. O zamandan bu yana şehrin simgesi ve en eski geleneği olmuşlar. Hatta sadece heykellerde değil, yerdeki kanalizasyon kapaklarında bile taklacı çocukların olması, şehrin bu sevgi dolu geleneğe ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.

Meydanın tam ortasında, Barok dönemi sanatının en önemli eserlerinden biri sayılan Jan Wellem’in görkemli atlı heykeli bulunuyor. Eser, 1711 yılında İtalyan heykeltıraş Grupello tarafından yapılmış. Jan Wellem, şehrin gelişiminde kilit rol oynamış bir lidermiş.

Ren Kulesi
Şehir içinde adımlamaya devam ederken bir sonraki hedefimiz Ren Kulesi idi.

1979-1981 yılları arasında inşa edilen Rheinturm, telekomünikasyon kulesi olarak hizmet vermekteymiş, 240.5 metre yüksekliğiyle Düsseldorf’un en uzun binasıymış.

Dortmund Yolcusu Kalmasın
Henüz öğle saatleriydi ve şehir turu hemen hemen bitmişti. Bu nedenle bulunduğumuz yerden Hauptbahnhof a tramvay ile ulaşıp, oradan da Dortmund’a gitmeye karar verdik. Yani bir günde iki şehir gezip koşturmacalı tur geleneğimizi devam ettirmeye kararlıydık.

Trene binip yaklaşık 1 saatlik yolculukla Dortmund’a ulaşmıştık. Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin önemli şehirlerinden biri olan Dortmund, hafızalarımızda bir futbol şehri olarak kalmış nedense. ????

St. Petri Kilisesi
İlk durağımız şehrin tarihi ve sanatsal açıdan en önemli yapılarından biri olan St. Petri Kilisesi idi. Kilise 2. Dünya Savaşı’nda tamamen yıkılmış ve tekrar inşaa edilmiş.

Eserin en önemli ve dikkat çekici özelliği, koroda bulunan geç Gotik döneme ait, “Vestfalya’nın Altın Mucizesi” olarak bilinen muhteşem oyma sunak. (Antwerp Retable).

1521 yılından bu güne gelebilen büyük, kanatlı sunak (altar), 30 farklı bölmede yaldızlı, detaylı oyma figürlere sahip. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Dortmund’un bombalanması ve kilisenin tamamen yıkılması sırasında, sunak daha önceden güvenlik için dışarı çıkarılmış ve mucizevi bir şekilde sağlam kalmış.
Dortmund Şehir Merkezi Gezisi ve Dortmund Merkez Camii
Merkezde birkaç tane daha kilise ziyareti ile turlamaya devam ettik.

Öğlen namazı için Dortmund Merkez Camii’ne gidecektik. Süper güçlü biletlerimize güvenerek metroya yöneldik.

Yurt dışındaki camii konseptini bildiğimizden namaz sonrası caminin çay ocağını ziyaret edip, demlenmiş çay açlığımızı, Türkiye’den getirdiğimiz haşhaşlı çörek eşliğinde giderdik. Cami cemaatinin hanımlara yönelik çay ocağı ambargosunu da yıkıp dönüş yolculuğuna geçtik.

Düseldorf’a Dönüş ve Bilet Kontrolü
Dortmund’dan Düseldorf’a ülkenin her yanını bağlayan demir ağları kullanarak ulaşacaktık. İki şehir arasında bizim metro sıklığında işleyen trenlerden en hızlısına atlayıp Düseldorf’a doğru yola çıktık. Bilet kontrolü yapılmadı. İnsanlarının bilinçliliğinden ve hukuka riayetinden konuşurken evrene verdiğimiz enerjiden olsa gerek, iki görevli hanım tarafından biletlerimiz kontrol edildi. Keşke başka bir şey isteseymişiz. ????

Büyük Porsiyonlarla Mücadele ve Gün Sonu
Tren istasyonundan sonra aç karınlarımız için uygun bir restoran aradık ve nihayetinde Türk lokantasında karar kılıp daldık içeri. Çorba ile başlayan ziyafet, Almanya’nın büyük porsiyonlarından haberi olmayan erkeklerin bir buçuk porsiyon istediği döner eşliğinde devam etti.

Kalan yemekleri de ertesi gün tüketmek için uygun şekilde paket ettikten sonra mutlu ve tok halde lokantadan ayrıldık. Yürüyecek dermanımız kalmadığından ve her yöne götürür biletlerimiz olduğundan günün toplu taşıma serüvenini otobüs ile noktaladık.

Otelimize ulaşıp odalarımızda dinlenmeye çekildik. Gün sonu adım sayısı 20.000 e dayanmıştı. Bebekler gibi uykuya dalmak hiç de zor olmadı.

Üçüncü gün – 29.01.2025 Çarşamba
Bugünkü plan, herkese lazım biletlerimizle Köln’e gitmek ve gün boyunca merak ettiğimiz noktaları ziyaret etmekti. Erkenden kalkıp yola koyulduk.

Merhaba Köln
Uygun treni ve uygun yönü tayin edip toplu taşımaya bindik, yol yaklaşık bir saat sürdü. Sömestirde oralar pek soğuk olur söylencelerinin aksine güzel hava eşliğinde hızlıca Köln sokaklarını arşınlamaya başladık.


Aziz Cunibert Bazilikası
Köln’deki ilk noktamız Köln’ün ünlü “On İki Romanesk Bazilikası” arasında yer alan, tarihi ve mimari açıdan çok kıymetli bir yapı olan Aziz Cunibert Bazilikası idi.

Köln ün 9. piskoposu Cunibert tarafından kurulmuş, kendisi de burda yatıyormuş.1210-1247 yılları arasında inşa edilen bazilika, Cunibert in kilise tarafından kanonlaştırılmasıyla hac yeri haline gelmiş. Sadece bir yıl sonra, hemen yakında Gotik mimarinin zirvesi olan ve Köln’ün simgesi Köln Katedrali’nin inşasına başlanmış. Tıpkı diğer tarihi Köln yapıları gibi, savaşlar yangınlar ve statik hesap yanlışlıkları nedeniyle kulesi ve batı cephesi defalarca yıkılmış, ancak aslına uygun olarak titizlikle restore edilmiştir.
Sonrasında Ren Nehri boyuna inip yürüyüşe devam ettik. Sonrasında ise Köln’e gelmemizin başlıca sebebi ile tanışacaktık.

Köln (Dom) Katedrali
Kuzey Avrupa’daki Gotik mimarinin en görkemli ve çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilen Köln Katedrali gerçekten göz alıcıydı. Temeli 1248 yılında atılan yapının inşası, 632 yıl sürmüş. Maddi imkansızlıkların etkili olduğu bu sürede bitirilemeyen inşaat olarak isim yapmış.

157 metre yüksekliğindeki çift kulesiyle tamamlandığı dönemde (1880’lerde) dünyanın en yüksek yapısıymış. Bugün Almanya’nın ikinci, dünyanın ise üçüncü büyük kilisesiymiş. Evrensel değeri nedeniyle 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış.
Yapının siyah renkli olması savaş sırasındaki asit yağmurlarının sonucuymuş. Ayrıca papa 2005 yılında , kemikleri katedralin altında yatan üç kutsal kral nedeniyle şehri hirstiyan alemi için kutsal ilan etmiş. Kehanetleri ile İsanın doğum yıldızını keşfedip, yahudi kralının doğumunu müjdelemek ve kutlamak üzere yollara düşmüş 3 müneccim kral Caspar, Melkior ve Baltazar için fatihalarımızı okuyup mekandan ayrıldık.
Aziz Gereon Bazilikası
Bol bol gezip fotoğraf çekindikten sonra katedralden ayrıldık. Şehir kapısından geçip şehir turuna devam ettik. Bir sonraki ziyaret noktamız Aziz Gereon Bazilikasıydı.

MS 4. yüzyıla tarihlenen yapı, mezarlık alanı üzerine inşa edilen oval şekilli, anıtsal bir Roma yapısının (muhtemelen bir türbe veya anıt mezar) temelleri üzerine kurulmuş. Kubbesindeki ongen yapıyla nadirmiş.
Köln Merkez Camii
Öğle saatlerinde, hem namazımızı kılmak hem de biraz dinlenmek için Köln Merkez Camii’ne doğru yöneldik. Alışveriş ve kültür merkezi olarak hizmet veren binanın mimarisi çok hoşumuza gitti.

Abdestleri alıp tazelendikten sonra namazlarımızı eda ettik, tekrar merkeze yöneldik.
St. Severin Bazilikası
Köln’ün ünlü “On İki Romanesk Bazilikası” listesinin bir parçası olan St. Severin Bazilikası‘na geldik.6. yyda inşa edilmiş.

Eski ve yeni Ahitten sahneler içeren iç mekanı ve heykelleriyle dikkat çekici. Burada etrafı inceledikten sonra şehri adımlamaya devam ettik.
Birkaç tane daha kilise, bazilika ziyareti yaptıktan sonra hepsinin aynı olduğuna kendimizi ikna edip biraz da şehrin diğer cazibe merkezlerine doğru yöneldik.

Birkaç mağaza ziyareti sonrasında bir kahve molası verdik. Sahibi Türk olan “Chicolata” adlı kafede bir süre sohbet ettik. Çocukluğu bu şehirde geçmiş ve şimdi kendi çocuklarını büyütüyormuş. Bizim dışardan bir gözle yorumladığımız Almanları, onların Türklere yaklaşımını , hayat şartlarını konuştuk.

Gün Sonu
Akşam ışıkları altında Dom Katedralinde fotoğraflarımızı çekindikten sonra trene atlayıp Düseldorf’a vardık. Hızlıca otele geçip kendimizi yatağa zor attık. Yorgun ve günü verimli geçirmenin mutluluğu ile uykuya daldık.

Dördüncü gün – 30.01.2025 Perşembe
Planımız, Düseldorf yakınlarındaki Designer Outlet Roermond isimli alışveriş merkezine gidip, anavatanda bizden hediye bekleyen canlara bir şeyler bakmaktı. Yazın kendimizi kaybettiğimiz Viyana pandorf outlet merkezine yetişebilecek miydik bilinmez.

Güne kahvaltılarımızı yaparak başladık. Sonra havaalanına ulaşıp araç kiraladık. Avrupa’da yaptığımız ilk araç kiralama tecrübesini de burada yaşamış olduk.

Sonrasında ise yola koyulup Outlet Merkezine ulaştık ve gün boyu alışveriş merkezindeki mağazaları gezdik, alışveriş yaptık. Önceki deneyimimizle kıyaslarsak burada fiyatlar pek cazip gelmedi. Eli boş gitmemek için çocuklara birkaç parça kıyafet almakla yetindik. Akşam saatlerinde mekanı terk edip otelimize döndük. Üçüncü günü bir miktar dinlenerek ve sevdiklerimize hediyeler alarak tamamladık.

Beşinci ve son gün – 31.01.2025 Cuma
Ertesi gün uçağımız vardı, ve bugün bizim turun resmi olarak son günü idi. Planımız kiralık aracımız ile ,çünkü pek kapsamlı biletlerimiz bizi Amsterdam a götüremiyordu, Amsterdam’a gidip şehri dolaşmaktı. Düseldorf – Amsterdam arası yaklaşık 240 km idi ve 3 saat içinde menzile ulaşacaktık.

Yeni Ülke – Hollanda
Sabah çok da erken olmayan bir saatte yola çıkıp öğleye doğru Amsterdam’a ulaştık. Tavsiye üzerine aracımızla şehir merkezine girmedik ve P+R noktasına park ettik. Bu noktalara park edip, şehir merkezini ziyaret ederseniz, park ücreti indirimli ödenebiliyormuş. Arabayı şehir dışında bırakmanız için cazip bir teklif gibi. Biz de bu teşvikten yararlandık.

Toplu taşıma biletlerimizi aldıktan sonra şehir merkezine doğru tramvaya bindik. Düseldorf kadar olmasa da Amsterdam tren ve tramvay hatları da kullanışlı ve yaygın.
Amsterdam Turu Başlasın
Tramvaydan indikten sonra hızlıca adımlamaya başladık, kanallar arasından süzülerek Amsterdam’ın kalbi sayılan Dam Meydanı’na ulaştık. İkinci Dünya Savaşı’nın kurbanlarını anmak ve özgürlüğü kutlamak amacıyla dikilmiş önemli bir simge olan Ulusal Anıt (Nationaal Monument op de Dam) ı da görme şansı yakaladık.

Amsterdam Kraliyet Sarayı manzarası eşliğinde Cuma Namazına yetişmek için adımlarımızı hızlandırıp aldığımız günlük biletin hakkını vermek adına uygun tranvaya bindik ve camiye ulaştık.

Amsterdam Fatih Camii
Orjinali kilise olan ama Amsterdam’daki Müslüman cemaat tarafından satın alınarak camiye dönüştürülmüş Fatih Camii içerisinde cuma namazı kılmak gerçekten farklı bir tecrübe oldu. Ülkemizde, bir caminin alınıp kiliseye çevrilebilme düşüncesinin imkansızlığı ışığında, konuyu değerlendirdikten sonra cumamızı birkaç farklı dilde hutbe ile eda ettik.

Amsterdam Lezzetleri
Acıkan nefislerimizi, Amsterdam’ın tarçınlı çöreklerinden banana breadlerine farklı hamur işleri ile dizginledikten sonra gezimize devam etik. Tramvaya binip merkeze doğru yollandık.

Çarşı pazar ziyaretleri yapıp etrafı avare avare dolaştıktan sonra iyiden iyiye akşam olmuştu.

Amsterdam Ayasofya Camii
Akşam namazımızı eda etmek için şehrin bir başka camisine gitmek için uygun bir tramvaya bindik. Amsterdam Türk Toplulukları tarafından yapılan Ayasofya Camii‘nde namazımızı kılıp çaylarımızı yudumladık.

Market alışverişini de tamamladıktan sonra aracımıza ulaşıp dönüş yoluna revan olduk.

Açlıktan sünmüş bedenlerimizi Düseldorf’ta otelimize yakın bir noktada bulduğumuz pizzacıdan aldığımız pizzalar ile toparlamaya çalıştık. Üstüne sallama da olsa çay içerek altın vuruşu yaptık. Ertesi günkü yolculuk için eşyalarımızı toparlayıp son günü de kazasız belasız tamamladık.


Altıncı ve son gün – 01.02.2025 Cumartesi-Dönüş
Sabah erken saatlerde, otelimizden çıkış yapıp, havaalanına doğru yola çıktık. Kiralık aracımızı teslim edip, bir önceki gece hazırladığımız sandviçlerimizi kahvaltı niyetine midemize indirdik.

Gümrükten geçip uçağımızı bekledik, kontuar açılınca da uçağımıza binip Düseldorf ile vedalaştık. 4 saatlik bir yolculuğun ardından İstanbul’a vardık.

İstanbul ekibi eve gidip arabayı alıp trenle gelen çocuklarını karşıladı kavuştular. Konya ekibi de son bir gayretle tekrar uçağa binip memleketlerine , göbellerine ulaştılar. Kucaklaşmalar, hediyeleşmeler, macera paylaşımları…Ayrılıklar olmasa özlem olmazdı, sağlıklı birlikteliklerimize şükrettik.























































































































































































