Günlerden Viyana

15.07.2024 Pazartesi

Bugün planlamada uzun yolculuk olmadığından biraz tembellik yapıp geç kalktık. Turun 10. günündeydik ve sürekli hareket halinde olmamız hepimizi epey yormuştu. Miskinliğe kimsenin itirazı olmadı. Hep beraber ortak dairede kalmanın dayanılmaz güzelliğiyle ağırdan alınmış mükellef kahvaltımızı eda ettik. Topladığımız enerjiyle Viyana Doğa Tarihi Müzesi ve diğer işaretli durakları dolaşacaktık.

Özlemişiz Kahvaltıyı

Viyana Doğa Tarihi Müzesi

Hazırlıklarımızı tamamlayıp, önceden internetten biletlerini aldığımız müzenin yolunu tuttuk. Hem mimarisini merak ediyorduk binanın , hem de içerik olarak neyle karşılaşacağımızı kestiremiyorduk.

Müzelik müze binası 🙂

Dünya genelindeki en büyük doğa tarihi müzelerinden biri kabul edilen eser , İmparatorluk ailesinin büyük koleksiyonlarına ev sahipliği yapmak amacıyla 1889 yılında açılmış. Ringstrasse üzerinde, Sanat Tarihi Müzesi (Kunsthistorisches Museum) ile simetrik bir şekilde yer alıyor. Sokaklarda meydanlarda gördükleri çıplak heykellere anlam veremeyen bizim çocukların ilgi alanı Avrupa sanatı olmadığı için sanat tarihi müzesini teğet geçtik. Her iki müze de İmparator Franz Joseph I tarafından yaptırılmış ve ikiz binalar olarak tasarlanmış. Görkemli mimarisi dikkat çekiciydi.

Sende güzelsin ama içerikler grup için uygun olmayabilir 🙂

Müze, yaklaşık 30 milyon objeden oluşan devasa bir koleksiyona sahip.

Dünyanın dört bir yanından gelen etkileyici mineral, kaya ve göktaşı örnekleri, dinozor iskeletleri, fosiller ve Buz Devri hayvanlarının kalıntıları, böceklerden memelilere kadar geniş bir yelpazede hayvan türlerinin doldurulmuş örnekleri, Avrupa’daki en eski insan eserlerinden bazıları da dahil olmak üzere, taş devrinden demir devrine kadar uzanan insanlık tarihine dair birçok eseri barındırıyor. Yani içindekileri saymakla bitiremeyeceğiniz gibi , tek tek ilgilenerek gezerseniz de sonu gelmez.

Özellikle çocukların ilgisini çeken, dev dinozor iskeletlerinin bulunduğu salon, müzenin en popüler bölümlerinden birisiydi.

Müze Team

Müzenin meteorit koleksiyonu dünyanın alanında en büyüklerinden birisiymiş, uzaydan gelen bu nadir taşları yakından inceleme fırsatı bulabilmemiz gerçekten büyük şanstı bizim için.

Öğlen saatlerinde girdiğimiz müzenin belki de yarısını 4 saatte ancak tamamladık, diğer yarısına da göz ucuyla bakıp yorulan ayaklarımızın talebiyle müzeden ayrıldık.

Yorgun ama mutlu

Avusturya Parlamento Binası

Müzenin bahçesinde, çimlerin üzerinde soluklandık. Ardından Avusturya Parlamento Binası nın önünden geçip, Rathausparkta serinliğin tadını çıkardık.

St. Peter Kilisesi

Aralarda kısa molalar vermek , mabadımızın yerle temasını sağlamak iyi geliyordu. Sonra St. Peter Kilisesi‘ne doğru Viyana sokaklarını arşınladık. Yapı, etkileyici bir Roma Katolik kilisesi. Viyana’nın en eski dini merkezlerinden olduğu düşünülüyormuş ve tarihi, şehrin ilk Hıristiyanlaşma dönemlerine kadar uzanıyormuş. Gerçekten görülesi bir mekan.

Dondurma Klasiği

Bu kadar adımların sonunda tabi ki olmazsa olmazımız dondurma. Sanırım bu işe özel bütçe ayırmalıymışız 🙂 Yine Oymak Beyimizin ileri görüşlülüğü sayesinde telaffuzu zor ama kaliteli bir mekandan (Le Galeterian İtaliana) dondurmalarımızı aldık.

Bize göre bir fıskiyenin serinliğinde ki adı Leopoldsbrunnen miş (Sanat eserine fıskiye demek ne kadar doğru bilemedim 🙂 ) soğuk tatlılarımızı yaladıktan sonra , isyan bayrağı çeken ayaklarımıza daha fazla yüklenmeyip evin yolunu tuttuk.

Gün Sonu

Akşamı geleneksel yemeğimiz olan , cacık eşliğinde bulgur pilavı ile taçlandırıp , günün yorgunluğunu evin huzurlu ortamında attık. Yarın büyük alışveriş günüydü , dinlenmek üzere herkes hızlıca uykuya daldı.

Yorgun Savaşçılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest