Ormanya Kampı

16-17 Kasım 2019

Haftasonunun son pastırma sıcaklarını değerlendirmek, bizim için şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak demekti. Şile mi Kilyos mu yoksa İznik mi derken kendimizi Kocaeli yollarında bulduk. Daha önce ismini duyduğumuz ama deneyimleyemediğimiz Ormanya Doğal Yaşam Parkı’ydı rotamız.

Sabah sekiz gibi yola çıktık. Ormanya Doğal Yaşam Parkı, Kocaeli’nin Kartepe ilçesinin Uzuntarla Mevkii’nde yer alıyor. Özel aracımızla İstanbul-İzmit arasındaki Anadolu Otoyolu’nda İzmit yönüne devam ettik. Yaklaşık 90. kilometredeki Kartepe/Cengiz Topel Havalimanı çıkışından çıkıp, Adapazarı-İzmit E-80 yolunda Adapazarı yönünde yaklaşık 14 km ilerleyince Ormanya Doğal Yaşam Parkı’na ulaştık. Yaklaşık bir saat sürdü yolculuk.

Ormanya Hatırası

Öncelikle çadır alanına yerleşim için kayıt oluşturduk. Konaklama da, park içinde gezi de ücretsiz. Arabayı kamp alanının giriş kapısına doğru getirip eşyalarımızı indirdik, sonra otoparka çektik. Alan, 30 karavan ve 50 çadır kapasiteli temiz ve de düzenli bir yer. Tuvaletler temiz, elektrik kutuları var, bahçede tezgahlı iki tane mutfak musluğu var. Ara ara piknik masaları mevcut. Kamp alanında da mesire yerinde de ateş yakmak yasak.

Karavan ve Çadır Alanı Kuralları
Karavancılar
Minik eller iş başında.
Otağımız

Çadırımızı kurup, sahiplendiğimiz masada kahvaltımızı ettik. Artık park alanını gezebilirdik. Girişte, bölgenin haritasını inceledik. Altı ana bölümden oluşan 4bin dönümlük Ormanya, dünyanın üçüncü Avrupa’nın en büyük doğal yaşam alanıymış.

Ormanya Coğrafyası

Girişe en yakın yer, çocuk hayvanat bahçesiydi. 67 türde 768 adet hayvanı yakından görmek çocukları epey heyecanlandırdı.

Tavşancık

Burdan sonra çocuk oyun alanına gittik. Kaydırağın yanı sıra macera parkurlarında fazlasıyla yoruldular. Yakındaki kafeden açlıklarını gidermek için birer tost ısmarladık. Saat ikiye gelirken, bir gün önce Kerem için Doğa Okulu’na yaptırdığımız kayıt aklımıza geldi. Bu projede çocuklara 4 aşamalı eğitim planlamışlar. Bizim katıldığımız, Minik Çiftçiler etkinliğinde, öğretmenler eşliğinde keçi sağma-besleme-alanlarını temizleme, at binme-sevme, serada maydanoz-nane toplama, tere tohumu ekip sulama gibi faaliyetlerle çocuklara doğal yaşamı deneyimleme fırsatı veriliyor. Sonrasında verdikleri katılımcı belgesini e-okula işleterek çocuğun puan kazanması da başka bir güzellik.

En anlamlı sertifika…

Kerem çiftçilik yaparken biz de başka bir bölge olan Hobbit evlerine gittik. Cumartesi gününün yoğunluğunu burda fazlasıyla hissediyorsunuz zira renkli minik evlerden oluşan bu köyde yaşlısı-genci, Hobbitten haberdar olanı-hiç duymamışı fotoğraf çekinme yarışına giriyorlar. Burayı ertesi sabah erken saatte ziyaret etmeye karar verip biraz da mesire alanını turladıktan sonra Kerem’i de alıp kamp alanımıza gittik. Milli yemeğimiz tarhana ve erişte ikilisiyle karnımızı doyurup, çaylarımızı içtikten sonra saat dokuz gibi tulumlara girdik. Yorgunluğun etkisiyle uzun ve dinlendirici bir gece geçirdik.

Çiftçilik çalışması teremiz.

Sabah 6-7 arası kuş senfoni orkestrasının muhteşem performansıyla kulaklarımızın pasını attık. Kahvaltımızı ettikten sonra önce sakin ve de kimsesiz ( tabi şimdilik ) Hobbit evlerini ziyaret ettik.

Frodo Baggins

Vahşi yaşam alanı olarak adlandırılan bölümde ceylan, geyik, yılkı atı gibi hayvan türlerini gözlemledik.

Geyik muhabbetine doyamadık

Sonra 6 km’lik mavi yürüyüş parkurumuza besmeleyle başladık. Molalar vererek inişli çıkışlı eğlenceli maceralı 2 saat 45 dakikalık etabımız, bu kampın en güzel kısmı oldu. Yanımıza aldığımız meyveler ve kuruyemişler bitince orman meyvelerinden faydalandık.

Böğürtlen

Yoruldukça banklarda dinlendik. Bir yusufçuğu örümcek ağından kurtardık.(Doğal döngüye karışmak gibi oldu ama kıyamadık.)

Yusufçuklar ölmesin…

Düşen yaprağı yakalamaca, mantar bulan ilk kişi olmaca, yaptığımız resimlerin doğanın renkleri yanında ne kadar soluk kaldığını anlamaca, ilk insanlar gibi düşünmece, sessizliğin tadını çıkarmaca…

Bu uzun süre zarfında hepi topu iki-üç kişiyle karşılaştık. Anladık ki bu doğal alanı yürüyüş amaçlı kullanan kişi çok az. Sinan Canan hocanın da dediği gibi, hareket şart fabrika ayarlarına dönmek için. Yürüyüş parkurunun haricinde bisiklet parkuru da var. Kolu kırık gazimiz olduğundan sadece yürüdük bu sefer. Bisiklet kiralama yerleri var hatta fiyatı, bir saati 1 lira fakat bisiklet yoktu.

Temizliğiyle, her türlü imkanı sunmasıyla ve bizleri doğayla buluşturmasıyla, bu farkındalık projesinde emeği geçen herkesi minnetle selamlarız.

Doğadaki huzur…

Tabiat, hiçbir şey yapmadan yalnızca kendindeki değişimleri usulca bize açan varlığıyla bile insanın gözlerini, ruhunu eğitir; kalbini yumuşatır.

Murathan Mungan

Saat 15 gibi çadırımızı toparlayıp yola revan olduk zira kalabalık Cumartesi gününden de fazlaydı.

Toparlanmak delikanlıya kaldı.

Bu da kapanış saati olan 18.00 ‘e doğru trafiğin ne kadar yoğun olacağının göstergesiydi. Bir gece de olsa doğada olmak, beton duvarların arasına girmeden uyumak iyi geldi bizlere. Bir dahaki serüven, kim bilir kiminle ne zaman?

Sonbahar bitmesin mi ki?
Hoşçakal Sputnik!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest