Karadeniz Turu Başlıyor
Neye niyet neye kısmet turu…
2017 Eylül ayından itibaren 2018 tur başlangıç gününe -24 Haziran 2018- kadar uzun süreli ilk tur hazırlığımızı yaptık. Hatta öyle bir tur ki hem bisiklet hem araba hem yayla hem deniz neredeyse yok yok. Tüm Doğu Karadeniz, Hopa’dan Samsun’a. Bisikletleriyle bu güzergahta pedal çevirenlerin blogları, vlogları, videoları, yorumları, yüz yüze görüşmeleri, notları, planları hepsi ayrı bir derya ayrı bir tecrübe. Bu birikimden faydalanarak 10 ay boyunca zihnen ve bedenen odaklandık. Zira kamp hayatının tadını çıkartmak ve devamlılığını getirmek istiyorsak ilk uzun metrajlı çekimi problemsiz atlatmalıydık.
Hazırlıklar bitmiş, yola çıkma vakti gelmişti. Arabalarımızın arkasına bisikletleri takıp memleketim Amasya’nın Hamamözü ilçesinde buluşmak üzere 24 Haziran seçimlerinde vatandaşlık görevimizi yerine getirip, seçim günü trafik daha rahat olur ümidiyle, ben İstanbul’dan bacanak Konya’dan yola koyulduk. Tem’e çıkar çıkmaz öğrendim ki seçim günleri trafik daha yoğun oluyormuş.
Çok şükür akşamleyin Hamamözü’nde teyzemlerde iki ekip buluştuk. Karnımızı bir güzel ev yemekleriyle doyurduktan sonra biraz dinlenip karşılaştığımız ilk problemi çözmeye koyulduk. – Problemsiz atlatmak için ne kadar çabaladıysak evdeki hesabın çarşıya uymayacağı gerçeği kendini çok hızlı gösterdi.- Bir minibüse tüm eşyalarımızı koyup Hopa’ya gitme planımızın son anda bozulmasıyla eşyalarımızı elimizdeki tek motorlu binit Opel Zafira’ya yüklemek için iki saat uğraştık. Eşyamız abartılacak kadar çok sayılmazdı aslında 4 çocuk, 4 ebeveyne ait kılık kıyafet; 6 bisikle, 2 çadır, matlar, tulumlar, kamp mutfak ekipmanları idi hepi topu. Nedense ne Zafira ne bisiklet taşıma aparatlarımız eşyaları kısa sürede yükleme noktasında bize yardımcı olmadılar. Biz de az değildik inat ettik yükledik bir şekilde eşyalarımızı. Lakin saat 23.00 itibariyle eşyalar yüklü Zafira’ya “Araç bin!” komutu vermenin çok anlamsız olduğunu fark ettik. Meğer eşyaları sığdırma heyulasından Zafira’nın “Eşyalarınızı aldım da bu eşyaları kullanacakları almam.” isyanını görmezden gelmişiz. “Ohh, işimiz bitti!” diyip arabaya uzaktan baktığımızda acı gerçekle karşılaştık araba ağırlıktan oturmuştu. Kuvvetle muhtemel bu körlüğün sebebi mikro alemdeyken makro alemin hal-i pür melalini gözden kaçırmaktı. Bu alemi anlamak için biraz açılmak, uzaktan izlemek, gördüğün manzaradan bir sonuç çıkartmak gerekmez miydi? Zaten tura çıkmaktaki amacımız da biraz buydu.
Lafı uzatmaya gerek yok tüm eşyaları bisikletler dahil geri boşalttık. Veee maalesef Göl Köydeki evimize bıraktık. Çok üzüldük, tüm yıl bisiklet turu için yapılan maddi manevi emeklerin, planların hepsi bir anda uçtu gitti. O gece hayal kırıklığını tüm sinir sistemimizde, nöronlarımızda hissettik. Koca evrende işgal ettiğimiz yere bakmadan biz istediğimiz kadar plan yapalım başka bir aksiyon hissettirmeden gerçekleşiveriyor.
Sabah olmuştu sağ olsun teyzem kahvaltıyı hazırlamış. Yiyiverin herilerle, ilk hayal kırıklığımızı boğazımızdan zorla geçen lokmalarla sindirmeye çalışarak sofradan kalkmıştık. Alınan dualar belki yerini bulmuştu. Birinci dereceden bilmem kaçıncı dereceye akrabalarımızın tek ortak duası gerçek olmuştu. Hepsinin ortak kanaati Türkiye şehirlerarası yollarında bırakın çocukla, tek başına bisiklet binmek büyük bir delilikti. Biraz da onların gönüllerini ferahlatmak için bir minibüsü tur esnasında artçı olarak ayarlama fikrini benimsemiştik. Bu fikre bile maalesef ikna edememişiz. Yağmur duasına çıkarmış gibi hep bir ağızdan “Allah bunlara akıl versin! Kendilerine acımıyorlar bu sabi sübyanları peşlerinde emniyetsiz emniyet şeritlerine sürüklüyorlar, SEN onlara acı ya rabbi!” (O kadar çok dua eder olmuşlar ki yüce yaradanla iyice samimiyeti ilerletip bir taraftan da O’na olan yakınlıklarını gösterip böylece dualarının kabul olma ihtimalini artırmak için senli benli bir üslup bile kullanmaya başlamışlar.) Feryatları ilahi karşılığını bulmuştu.


Bize kalan tek teselliyle “Neye niyet neye kısmet!” dedik kontağı çevirdik. 4 yetişkin, 4 göbel, bisikletsiz kalan bisiklet çantalarımız ve turumuz boyunca bir daha gık demeyecek Zafirayla yola koyulduk.
