Antalya-Manavgat Bisiklet Turu
28 Ocak 2018
2018-Temmuz ayında çoluk çocuk bir bisiklet turu yapmak istediğimizden, aldığımız donanımları test etmek, bundan da önemlisi kendimizi test edip bu konuda ne durumdayıza bakmak için ufak bir bisiklet turu plandık. Konya’dan Antalya’ya otobüsle gidip, oradan da Manavgat’a kadar pedallayacaktık. 2 günde yaklaşık olarak 100 km bisiklet sürecektik. Çok heyecanlıydık çünkü ilk defa bu şekilde bir tur yapacaktık. Bizi neler bekliyor çok merak ediyorduk.
Değişik duygular içinde katlanır bisikletlerimizi katlayıp çantalarına yerleştirdik. Çadır, uyku tulumları ve gerekli bütün malzemeyi de yüklenip otobüse yerleştirdik ve yola koyulduk. 27 Ocak 2018 Öğlen saatlerinde karlı Konya’dan hareket eden otobüs, bahar havasını yaşayan Antalaya’ya yaklaşık 4 buçuk saatte varmıştı.
Otogarda bisiklet ve malzemeleri indirdiğimizde bizi ilk sürpriz bekliyordu. Nasıl oldu bilmiyorum ama otobüste tekerin biri patlamıştı. Şaşkın bakışlar içinde tekeri tamir ettikten ve malzemeleri bisikletlere yükledikten sonra artık yola koyulmaya hazırdık. Bu sürpriz bize çok vakit kaybettirmedi fakat iki günlük maceramızda bie herşeyin olağan olduğunu birkere daha hatırlattı.

Yüklü bisiklet ile ilk defa yolculuk yaptığımızdan gidonun verdiği ağırlık hissi bizi korkutmuştu. Bisikletin bize hissettirdiği, sanki maşa kırılacak ve yere yığılacaktık. Ama bu korkudan hemen sıyrıldık zira bu tip bir his olduğunu başka turcular da dile getirmişlerdi.
İlk hedef karnımız aç olduğundan Antalya çarşının orada köfte yemekti. kısa bir sürüşten sonra köftecide harika bir köfte ile karnımız doyurduk.

Akşam hava kararmak üzereydi ve kam için planladığımız laraya doğru yola çıktık. Yol üstünde düden şelalesine de uğrak vererek kamp yapacağımız laraya ulaştık.

Sezonun kapanmış olması dolayısıyla plajda gececil insanlar(!) dışında kimsecikler yoktu. Sağolsunlar kendileri gece çok eğlendiklerinden(!) bizim gibi uyumak isteyen kişileri biraz rahatsız ettiler. Çadırımızı kurup bir çay keyfinden sonra uyumaya çalışarak gecemiz tamamlandı.
Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra çadırı ve malzemeleri toplayıp bisikletlere yükledik ve yola çıktık.


Önümüzde yaklaşık 80 km lik bir yol vardı. İlk defa yüklü bir bisikletle bukadar uzun bir mesafeyi katedecektik. Güzergah olarak, turizm yolu üzerinden Belek’e kadar ilerleyip sonrasında Antalya karayoluna kadar çıkacak, oradan da Manavgat’a kadar pedallayacaktık.
Lara’dan yola çıktıktan kısa bir süre sonra tekerleğim patladı.


Tekerlek tamiri için bir süre vakit kaybettik ama sonrasında hızlıca yola tekrar koyulduk. Aksu çayını geçip kumköy yakınlarında yol üstündeki tezgahların birinde çilek molası verdik. Ocak ayında çilek yemek de bir başka keyif ve aynı zamanda yol için bir enerji verdi bize.

Sonrasında Serik’e kadar hiç durmadan ilerledik. Öğlen saatlerinde Serik’e varmıştık, karnımızda iyice acıkmıştı. Marketten ekmek ve içine doldurabileceğimiz birkaç malzeme alıp Serik Otogar’ında öğlen yemeklerimiz yedik. Bize göre uzun bir pedallamadan sonra, yemek molası çok iyi gelmişti.

Biraz dinlendikten sonra tekrar yola çıktık. Bu ana kadar çok da trafik olmayan bir yolda pedallamıştık ama anayola çıkmanın da etkisi ile trafik ve endişe seviyesi yükselmişti. Şehirlerarası bir karayolda pedallıyorduk ve bu da biraz bizi tedirgin etmişti. Fakat bir süre sonra yodaki emniyet şeridinin de etkisi ile endişelerimizden kurtulup yola devam ettik. yaklaşık 25 km bu yoldan ilerledik ve Çolaklı yakınlarından tekrar sahil tarafındaki daha az yoğun yola sapmaya karar verdik. Turizm Caddesi üzerinden sideye kadar pedallayacak, oradan akşam için erzak alıp titreyen göle devam edecektik.

Side’ye henüz varmadan turunç ağaçlarının içinde yer alan şirin bir camide mola verdik. Hem namazlarımızı kıldık hem de ihtiyaçlarımızı giderip Side’ye kadar hiç durmadan devam ettik. Side merkezde akşam için gerekli erzaklarımızı aldık. Güneş batmak üzereydi ve akşamın kararmak üzere olmasından mıdır yoksa yol yorgunluğundan mıdır bilmem gözümüz alternatif kamp noktalarını aramakla meşguldu. Bir yandan uygun bir kamp alanı bakıyor bir yandan da tireyen göl istikametinde pedallamaya devam ediyorduk. Üzümün sapı armudun çpü misali hiçbir alanı beğenmediğimizden, titreyen göle hava karardığında varabildik.

Vardık varmasına ama alışık olmadığımızdan dolayı aşırı yorulmuştuk. Yemeği nasıl hazırladığımızı, çadırı nasıl kurduğumuzu inanın hatırlamıyorum. Fakat uzun zamandır böyle deliksiz bir uyku uyumamıştım.


Sabah erkenden uyanıp ısınmak için ufak bir ateş yaktık, kahvaltımızı yapıp sabah huzuru ile huzurlandıktan sonra eşyalarımızı toplayıp hazırlandık. Gün eve dönüş günüydü, otobüs biletlerimiz alıp otobüs saatine kadar etrafı keşfe çıktık.

Yanımıza deniz malzemelerini almadığımı için çok pişman olduk çünkü deniz çarşaf gibiydi. Deniz şortlarımız yanımızda olsaydı tereddütsüz atlardık sanırım.
Sonrasında da Manavgat Otogarına doğru pedalladık.

Turu değerlendirmek gerekirse;
- Yaklaşık 100 km yol yaptık.
- Katlanır bisikletler ile bu yolun yapılabilindiğini gördük.
- Heybelerin kolay takılabilir çıkarılabilir olmasının büyük kolaylık olduğunu tecrübe ettik.
- Zırhlı lastiğin önemini keşfettik.
- Vahşi kamp ile de gezilebileceğini tecrübe ettik.
- Katlanır bisikletlerin otobüs ile kolay entegre edilebileceği ve bagajda sıkıntı çıkarılmadığını gördük.
- Bisikletle tur yapmanın keyfini ve özgürlüğünü sonuna kadar hissettik.
- Şehirlerarası yolda bisiklet sürmeyi deneyimledik.




















