İnebolu – Azdavay-Pınarbaşı
Batı Karadeniz Turu 5. Gün
08.07.2021 Perşembe
Kuş cıvıltıları ve toprak kokusunun dayanılmaz hafifliği ile erkenden uyandık. Bir yandan gece yağan şiddetli yağmur neticesinde ıslanan bazı eşyalarımızı kuruturken, bir yandan da kahvaltı hazırlıkları başlamıştı. Karnımızı doyurduktan sonra öğle saatlerine doğru çadırlarımızı toplayıp yola revan olmuştuk çoktan. Bir sonraki uğrak yeri İnebolu.


İnebolu
Batı Karadeniz’in tarihi şehri İnebolu’ya vardığımızda öğle vakitleriydi. Park alanı sıkıntısı olduğundan sahile yakın bir yere aracımızı bırakıp yürüyerek gezmeye başladık İnebolu’nun şirin sokaklarını.

Öğlen namazını Camii Kebir’de kıldık. Cami görevlisinin, gençler ile arasının muhabbetli olduğu dikkatimizi çekti ve kendisi ile ayaküstü sohbet ettik, öğrendik ki düzenlediği spor müsabakalarıyla çocukların gönlünde taht kurmuş.

Bölge hakkında kendisinden değerli bilgiler alıp stratejik açıdan önemli olan boğazlar meselesine dönüş yaptık. Yolumuzun üstünde olan tarihi İnebolu Dönercisine daldık. 🙂

Üç kuşaktır dönercilikle uğraşan ve tarihi toprak döner tezgâhı ile hala faaliyetini sürdüren ustamızın elinden dönerlerimizi yiyip, dilimizin pasını çayla giderdikten sonra tatlı niyetine de hoş sohbet ettik.
Aslında planımız bu noktadan sonra çok da net değildi. İnebolu’dan sonra sahilden Cide’ye mi gidecektik yoksa içeri girip iç kısımlardaki hedeflerimizi mi gezecektik, yol bizi nereye götürecekti? İç kısımlara turun ikinci aşamasında dönecektik ve sahilden uzaklaşmak niyetinde de değildik. Fakat İnebolu-Cide arasındaki sahil yolunun çok da güvenli olmadığı yönündeki tavsiyeler neticesinde, içeri girip Çatak Kanyonu ve bu bölgedeki gezilecek yerleri ziyaret etmeye karar verdik.
Çatak Kanyonu
Yurdun bize sunduğu eşsiz doğa manzaraları eşliğinde Ağıl ve Azdavay üzerinden yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrasında Çatak Kanyonu Cam Teras’a ulaştık.

Belediye tarafından işletilen Cam Teras’a giriş yine cüzi bir ücret karşılığında olmakta. Fakat ulaşım dar bir yoldan sağlandığından özellikle çıkış kısmı biraz zorlayıcıydı. Henüz daha bazı kısımları yapım aşamasında olsa da otopark sonrasında ahşap yollar üzerinden ulaşılan cam teras her şeye rağmen görülmeye değer bir lokasyon olmuş. Bölgenin tadını çıkarıp çok da geç saate kalmamak adına yolumuza devam ettik.
Suğla Yaylası
Kastamonu’nun eşsiz orman yolları ve şirin ilçelerinden geçerek başka bir noktaya doğru yola koyulduk. Bir sonraki durağımız bölgedeki başka bir doğa harikası olan Suğla yaylasıydı.

Yaylanın ortasındaki göl ve doğa, eşsiz manzarası ile bizi karşıladı. Bizim gittiğimiz tarihte bölgede bir inşaat çalışması vardı. Sanırım bungalov tarzı konaklama yerleri ve kamp alanları inşa ediliyordu. Ortamın tadını çıkarıp birkaç atıştırmalıktan sonra bölgenin bozulmamasını umut ederek yayladan ayrıldık.

Pınarbaşı Kamp Alanı ve Şok Olan Kamp Sorumlusu
Yolda gelirken kamp alanı ile ilgili sürpriz yaşamamak adına Pınarbaşı’ndaki Park Ilıca kamp alanını arayıp müsait olup olmadığını sormuştuk. Yerlerinin olduğunu söylemişler ve rezervasyon yapmışlardı. Kendilerini iki aile olduğumuz hakkında da bilgilendirmiştik.
Kamp alanına vardığımızda, minibüsün içinde uzun süre yolculuk yapan minikler mekana ani bir giriş yaptığından olsa gerek mekânın sahibi kısa bir şok yaşadı.


Bu şok neticesinde bir gerginlik sezinledik. Kalabalıklığımızdan çok da memnun kalmadıkları yüzlerinden belliydi. Tabi bizde de bir rahatsızlık oluştu. Çünkü alternatif kamp yerine bakmamıştık. Kendilerini bilgilendirmiş olmamıza rağmen 5 çocuklu iki aileyi karşılarında görmek bünyelerine biraz ağır gelmişti sanırım. 🙂 Neyse ki bu badire çabuk atlatıldı ve çadırlarımızı kurduk.
Pınarbaşı’nda bulunan Park Ilıca düz bir alanda, bungalov kulübelerin olduğu güzel bir mekân. Az da olsa çadırlı misafirlerini ağırlamakta. Yemek servisinin de yapıldığı yerde genellikle kafa dinlemeye gelmiş kişiler mevcut.
Mekân sahibi ile kısa süreli bir gerginlik yaşanmasına ve bizim çocukların ortamın sükunet ayarları ile oynamasına rağmen doğanın zenginliklerinin tadını çıkarmak için iki gecelik kalma talebimiz kabul gördü. Kabul etmeseydiler, mekânın karşısına çadır kurmaya da niyetliydik. Neticede yine onlar kazandı. 🙂

Bu rahatlama ile yorgunluk kahvelerimizin tadını çıkardık. Sonrasında ise yemekler yendi çaylar içildi, gökyüzündeki yıldızlar sayıldı, ateş böceklerinin eşliğinde kısa bir yürüyüşün ardından ertesi gün planları yapılarak gün tamamlandı.
















