Hırvatistan’ın Başkenti Zagrep
13.07.2024 Cumartesi
Turumuzun en uzun yolculuklarından birisi için erkenden kalkıp yola koyulduk. Yaklaşık 400 km lik Saraybosna-Zagrep yolu için yiyeceklerimiz, tabiki geceden hazırlanmıştı. Yol boyunca çeşitli manzaralar eşliğinde ilerleyip, 11:00 sularında Hırvatistan sınırına ulaştık. At bin emriyle sızıp kalan rahatbatan miniklerini uyandırıp sınır geçişini gerçekleştirdikten sonra, hazırlanan ekmekleri midelerimize indirip yola devam ettik.

Zagrep’te ilk Durak “Zagrep Cami”
Öğlen Zagrep’e vardığımızda, şehrin girişi sayılacak bir yerde yapılmış olan Zagrep Cami inde namazlarımızı kılıp bir miktar da dinlenmek niyeti ile yönümüzü o tarafa çevirdik.

Avrupa genelinde olduğu gibi , islami yaşam alanı olarak tasarlanan mekanda ibadetimizi eda edip bir süre dinlendik.
Zagrep Merkez
Tazelendikten sonra arabamıza atlayıp kısa bir yolculuk sonrası Zagrep merkeze ulaştık. Birçok ikonik yapının olduğu şehri gezmek için yarım günümüz olduğundan yine koşturmacalı bir tur bizi bekliyordu. Bismillah diyip adımlamaya başladık.

Zagrep Panaromik Gezisi Başlasın
İlk durağımız Zagreb Katedrali‘ydi. Zagrep’in en yüksek binalarından biri olan Katolik Kilisesi, 1903 yılında inşaa edilmeye başlanmış. 1242’de Moğol istilaları yüzünden hasar görmüş, 15. yüzyılda Osmanlılar’ın Bosna ve Hırvatistan’ı fethinden sonra katedralin etrafına tahkimat duvarları yapılmış ve bu duvarların bir kısmı günümüze kadar gelebilmiş. 17. yüzyılda binanın güney cephesine bir gözetleme kulesi dikilmiş ve Osmanlı tehdidine karşı askeri amaçla kullanılmış. Katedralin az ilerisinde Meryem Ana’nın Göğe Kabulü Anıtı bulunmakta.

Ziyaretlerimizi yapıp birkaç fotoğraf çektikten sonra yolumuza devam ettik. Diğer durağımız Ban Josip Jelačić Meydanıydı. Meydan birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

Şehrin sokaklarını karşımıza çıkan eski yapılar eşliğinde arşınlamaya devam ettik.

Dondurma Sorunsalı
Tesla’nın heykeliyle de poz verdikten sonra “Enişte ne zaman dondurma yiyeceğiz” sorularını daha fazla cevapsız bırakmamak adına oymak beyimizin önceden işaretlemiş olduğu dondurmacıyı bulup , ulvi görevimizi de yerine getirdik.


Günün yorgunluğunu atmak için şehrin içinde bulunan “Park Maksimir” ‘e doğru yolaldık. Büyük çayırların, çok sayıda dere ve gölün bulunduğu bu alan, çeşitli bitki ve hayvan türlerinin doğal yaşam alanı olmuş.

Bu kadar büyük bir alanın , tüm canlılar için ihtiyaç görülüp korunması , bizi kıskandırmadı değil. Bizlere de nasip ola duasıyla buraya da veda ettik.
Yorucu bir günün ardından bugün ayrı olarak geçirilecek evlere dağıldık. Akşam yemeklerimizi yiyip, sıcak suyun verdiği rahatlama ile günü tamamladık.


























