Rahatbatangiller’in Yurtdışına İlk Adımı : Yunanistan
Avrupa Turu 1. Gün : İpsala Yolu – 05.07.2024
Tüm hazırlıklarımızı tamamlayıp İstanbul’dan çıkışımız cumayı cumartesiye bağlayan gece 12 idi. Çocuklara yolumuzun uzun olduğunu söyledik, heyecanlı olmalarına rağmen sınır kapısında uyandırılmak şartıyla göz kepenklerini indirdiler.
Gece 03.30 da İpsala’ya varmıştık. Teker teker uyandık çünkü ismimiz okununca dışarıdaki kameraya suretimizi göstermek icap etti. Bu süre zarfında eşek kadar sivrilerin istilasına uğradık.
Pasaportlarımızın kalbimiz kadar temiz sayfasına ilk damga vuruldu. Nihayetinde sorun yaşamadan Yunan toprağına geçtik.
Günaydın Yunanistan – 06.07.2024
Gördüğümüz askerler Yunan askeri, kediler Yunan kedisi, taş-toprak-hava her şey büyülü bir şekle bürünmüştü. İlk heyecan yatıştıktan sonra, tekrar uykuya yenik düştük. Sabah 08.30 gibi Selanik te park yeri ararken ikinci kez güne merhaba dedik.
Haşhaşlı ekmeklerimizi, suyumuzu ve ayranımızı alıp sahile doğru yürüdük. Spor yapan insanlarla karşılaştık. Banklara oturup taamlarımızı yedikten sonra, sanki İzmir kordon boyunda geziyormuş hissine kapıldık.
Selanik’ten İlk Kareler
Sahil kıyısında upuzun çelik direklere sabitlenmiş şemsiyelerden oluşan George Zongolopoulos un eserinin altında poz verdik. Büyük İskender in heykelinin büyüklüğüne sığınıp, güneşten biraz da olsa korunduk. 6 metrelik uzunluğa sahip eser Yunanistan ın en uzun heykeli. 1973 senesinde halkın kendi arasında topladığı paralarla, heykeltıraş Evangelos Moustakas tarafından yapılmış. Beyaz kuleye doğru ilerledik. Yerden yüksekliği 35 metre civarında olan bu kule bir dönem hapishane, meteorolojik gözlem yeri ve arkeolojik eserlerin saklandığı mekan olarak kullanılmış. White of Thessaloniki nin geçmişi 15. yüzyıla uzanıyor. Osmanlılar tarafından, denizden gelebilecek her türlü saldırıya engel olmak için inşa edilmiş. Kaleye giriş ücretli, bizim nüfus kalabalık ve zaman kısıtlı olduğundan panoramik şehir turumuza devam ettik.
Selanik’i Keşfe Devam
Bizden biri gibi görünen heybetli bir suretin, Makedon heykeli olduğunu öğrendik. Şehri adımlamaya devam ettik. Selanik Antik Agorası na tepeden bir bakış attık. Yaklaşık beş bin yıllık geçmişi olan bu önemli bölge, eski dönemlerde şehrin hem politik hem de kültürel merkeziymiş.
Sırada Galerius Kemeri vardı. Ms. 4. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen yapı, orijinalinde 4 sütunlu olmasına karşın günümüze kadar 2 sütunu gelebilmiş. Sütunların üzerinde savaşları simgelemek adına kazınmış olan figürler mevcut.

Selanik’te Özlediğimiz Lezzetler
Turlamaya devam ederken bir dükkanın vitrin camında şu etkileyici cümleyi okuyarak gözlerimiz ışıdı: Demleme çay bulunur. Memleketlimizle sohbet edip, cam bardakta çaylarımızı yudumladık.

Bu küçük molanın ardından 306 senesinde inşa edilmiş Galerius Rotundasına ulaştık. Yunanistan’ın en eski yapılarından biri olan bu eser, tapınak amacıyla kullanılmış. Osmanlı’nın egemen olduğu yıllarda ise Sultan Hortaç Camii’ne dönüştürülmüş. Günümüzde heykel müzesi olarak işlev gören bu mekan, ismini yuvarlak manasına gelen rotunda sözcüğünden almış.

Atatürk’ün Evi
Selanik denildiğinde çocukların hemen aklına gelen Atatürk ün doğduğu eve ulaştık. Mustafa Kemal e ait eşyaların bulunduğu bu yapı pembe renkli dış cephesi, kiremit çatısı ve ahşap kafesli pencereleriyle Türk konsolosluğu kontrolünde.

Selanik’te Market Fiyatları İle Yüzleşme
Ziyaretimizin ardından yurtdışındaki ilk market deneyimimizi Discount markt da gerçekleştirdik. Fiyatlar ilgi çekiciydi.
Sırada Aya Dimitri kilisesi vardı. Antik bir Roma hamamının kalıntıları üzerine inşa edilmiş kilisede, Aziz Dimitrios un mezarı bulunuyormuş. Kiliseyi ziyaret eden insanlar, istavroz çıkartarak tazimle mekana giriyor, çerçevelenmiş resimleri öpüyor, yatırlarının huzuruna varıyor dua ediyor mum yakıyor, tekrar istavroz çıkarıp geri geri dışarı çıkıyorlardı. İçerisine girdiğimiz tüm kiliselerde bu seremoniye şahit olduk.

Yürüyüşe Devam
Selanik Roma Agorası na ait 2. yüzyıldan kalma kalıntıları gördük. Karşımıza kırmızı tuğlalarıyla ilgi çeken Panagia Chalkeon kilisesi çıktı. 11. asırdan kalma Rum-Ortodoks kilisesiymiş. Bizans mimarili yapı, parkın yeşilliğinin içinde.


Bu kadar kilise bünyeye ters deyip Selanik in ilk camisi Hamza Bey Camisine yöneldik. Selanik in fethinde görevli olan Evrenesoğlu İsa Beyin kızı Hafsa Hatun tarafından 1468 de yaptırılmış. Selanik i fetheden Anadolu beylerbeyi Hamza beyin ismi verilmiş. Şimdilerde restore edilmek üzere, Yunan kültür bakanlığına devredilmiş.

Bedestenin içinden geçip, Kapani Market dedikleri sebze-meyve-et ve deniz ürünlerinin satıldığı kapalı çarşısını gezdik. Göz önünde satılan sakatatlar, Avrupa Birliğine girmiş bir ülke için trajikomikti.
Yolumuzun üzerinde büyük kemerlerin altında gösterişli heykeller, resimler, mozaikler bulunan tarihi Ortodoks kilisesi Ayasofya vardı. 7. yüzyılda inşa edilen yapı, İstanbul’daki Ayasofya kilisesi örnek alınarak yapılmış. UNESCO Dünya mirası listesindeki bu eser, ücretsiz ziyaret edilebiliyor.
Sıra geldi meşhur Aristotales meydanına. Fransız mimar Ernest Hebrard tarafından çarpık kentleşmeyi önleyecek biçimde tasarlanmış. Meydana adını veren ünlü filozof Aristo heykeli de burada. Bir süre Büyük İskender e de hocalık yapmış olan bu düşünürün
bir bulutla kış olmaz bir çiçekle yaz gelmez
meşhur sözünü düşündük kaldırımda dinlenirken. Günümüz yaşantısının aksine kısa süreli hazların ve olayların hakiki mutluluğun kaynağı olamayacağı görüşünü aldık kabul ettik, mübareğin ruhuna Fatihamızı gönderdik. Yine bu meydanda yer alan modern Yunanistan’ın kurucusu Venizelos heykelini de görüp, bu uzun rotayı sağlıkla tamamlamanın mutluluğunu yaşadık.
Pillerin Bittiği Anlar
Kolay değil, 18 bin adım atmıştık. Oymak beyimizin 72H adlı fırından aldığı kuruvasanlar ve evden getirdiğimiz keklerle bir ağaç altında karnımızı doyurduk.
Konaklamak üzere evlerimize yöneldik. Evler temiz- konforlu ,etraf sessizdi. Yunanistan’da Türkiye-Hollanda maçını izleyip uykuya daldık.











































































