Billund’da Bir Lego Masalı: İyilik Yap, İyilik Bul
10 Temmuz – Turun 6. Günü
Kuzeyin güneşi sabahın çok erken saatlerinde çadırımıza konuk oldu. Yaz aylarında bu coğrafyayı seçerek ne kadar doğru bir karar verdiğimizi her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Havanın o tatlı serinliği, güneşin erkenden doğup nazlanmadan batışı… Bunca yolu gelmiş olmamıza rağmen hiçbirimizde yorgunluktan eser yok; aksine içimizdeki keşfetme arzusu tam 12’den vurulmuş gibi taptaze.

Ormanın İçinde Bir Şehir: Billund
Sabah erkenden kalkıp kamp alanının o imrenilecek güzellikteki tam donanımlı mutfağında kahvaltımızı hazırladık.

Biz hazırlık yaparken çocuklar da kampın onlar için ayrılan bölümünde “kudurma” haklarını sonuna kadar kullandılar. Kahvaltının ardından bugün tek hedefimiz olan Legoland’e doğru yola çıktık.

Kamp alanı ile Legoland arası çok mesafe olmasa da yol boyunca çevreyi hayranlıkla seyrettik. Billund’un bir “şehir” olduğuna inanmak gerçekten güç. Bizim alışık olduğumuz şehir kavramı kalabalıktır, kaostur; burası ise uçsuz bucaksız bir yeşillik… Evler sanki ormanın arasına özenle serpiştirilmiş ve birbirinden izole edilmiş gibi. Her köşesi huzur kokan bir bölge burası.
Eski Dostlar ve “Warmshowers” Ruhu
Legoland biletlerimizi internetten önceden almıştık ama bu süreçte bizim için çok kıymetli bir destek vardı. Daha önce Warmshowers uygulaması (bisikletli gezginlerin birbirine ev sahipliği yaptığı harika bir ağ) vasıtasıyla evimizde misafir ettiğimiz bisikletli gezgin dostlarımız Richard ve Myky, bilet alma aşamasında bize çok yardımcı oldular. Onların paylaştığı bir kampanya sayesinde “bir alana bir bedava” fırsatından yararlanıp biletlerimizi çok daha uygun bir fiyata getirdik.

Bu durum bize bir kez daha gösterdi ki; gerçek zenginlik gönül kazanmakmış. “İyilik yap, iyilik bul” sözünün karşılığını, Danimarka ayağımızda onların desteğiyle bizzat yaşadık. Warmshowers sayesinde tanıştığımız bu güzel insanlar, gezimizin en kıymetli parçalarından biri oldular.
Legoland: Tuğlaların Arasında 8 Saat
Saat 11:00 sularında Legoland’e giriş yaptık. Billund, 1932 yılında Ole Kirk Christiansen tarafından kurulan LEGO markasının doğum yeri olduğu için buradaki parkın önemi çok büyük. İçerideki tüm aktivitelere katılmaya, tüm sergileri görmeye çalıştık. Miniland bölümündeki dünyanın simge yapılarının devasa lego maketleri karşısında hem çocuklar hem de biz büyülendik.
Daha önce bu kadar büyük bir tema parkında bulunmamıştık; bu bizim için bambaşka bir aile deneyimi oldu. Gezi başında her çocuk için belirlediğimiz harçlık kotasının bir kısmı, tabii ki buradaki dev Lego Store’da, o meşhur renkli kutularla değerlendirildi.
Kampda Lego Mesaisi
Yaklaşık 8 saatlik bir serüvenin ardından saat 17:00 gibi parktan ayrıldık.

İhtiyaçlarımızı alıp kamp alanımıza geri döndüğümüzde, akşamın programı belliydi: Alınan legolar büyük bir itina ile birleştirildi.

Akşam yemeğimizi yiyip kampın tüm nimetlerinden faydalandıktan sonra, elimizde sıcak çaylarımızla bu renkli ve huzurlu günü tamamladık.

Kuzeyin o aydınlık akşamında, çocukların lego yaparkenki konsantrasyonunu izleyerek günün yorgunluğunu attık. Yarın bizi yeni yollar bekliyor…









