Hızlandırılmış Arnavutluk Turu ve Karadağ’a Merhaba
09.07.2024 Salı
Bir Günde Üç Ülke Nasıl Gezilir 🙂
Adet olduğu üzere sabah namazlarımızı kılıp, toparlanıp çıktık yola. Vasıl olacağımız yer Arnavutluk Tiran idi. Aslında güzergahımızda Elbasan da vardı ama çocuklar yarım kalan uykularını arabada sürdürdüklerinden, burayı transit geçtik.

Merhaba Tiran
7.30 da başlayan seyahatimiz, 9.20 gibi Tiran da menzili maksuda erişti. Önce arabayı park edeceğimiz yere vardık , ki park yerimiz bile oymak beyimiz tarafından aylar öncesinden belirlenmişti.

Avrupa Turu Klasiği – Sandviç
Saat 10.00 gibi Skanderbeg meydanına yakın, ağaçların gölgesindeki banklarda sandviçlerimizi yedik. Uykumuzu arabada tamamlamıştık, karnımızı da burada doyurduktan sonra vilayeti adımlamaya hazırdık.

Tiran’ı Adımlamaya Başlıyoruz
Dajti Dağının eteklerinde kurulmuş şehir, Osmanlı döneminden kalma kısıtlı eserleriyle birlikte fazlaca İtalyan etkisi altında kalmış modern, hızlı, kalabalık bir kent. İskender Beğ Meydanında (Skanderbeg) , buraya ismini veren , Arnavutluk’un milli kahramanının at üzerinde heykeli mevcut. 19. yy Arnavut Ulusal Uyanışında merkezi bir figür olan İskender Bey, Osmanlılara karşı Hristiyan direnişinin bir modeliymiş. İskender Beyin 11 metre yüksekliğindeki anıtı, heykeltıraş Odhise Paskali tarafından tasarlanmış ve 1968 de kumandanın 500. yıldönümünde dikilmiş.

Meydanı Adımlıyoruz
Meydanın simgelerinden biri Hacı Ethem Bey Cami, 18-19. yüzyıllarda Tiran da inşa edilen 8 büyük camiden günümüze kadar sağlam olarak ulaşabilen tek Osmanlı Camisi. Caminin içi kalem işi nakışlarla süslü.

Meydanın diğer simgesel anıtı saat kulesi. Caminin inşası tamamlandıktan sonra yapıya Ethem Beyin servetiyle başlanmış, eser halkın yardımlarıyla bitirilmiş. 90 basamaklı merdiveni çıkıp, ücret mukabilinde manzara seyredebilirsiniz.

Soğuk Savaş’ın İzleri
Arnavutluk’taki komünist rejimin gizemlerini ortaya çıkaran Bunkart 2 müzesi karşımıza çıkıyor. Komünist dönemde nükleer saldırıya karşı inşa edilmiş. Giriş ücreti 1000 leke. 9 kişi olduğumuzdan dışardan bakmakla yetindik.


Yürümeye Devam
Yollarda yürürken, bu şehrin hızını, kaosunu İstanbul a benzettik. Yaya geçitlerinde bekleseniz de yol veren, oralı olan yok.

Tiran Piramidi
Ayaklarımız bizi Tiran Piramidi ne getirdi. İlk olarak 1988 de Stalin hayranlığıyla bilinen komünist Enver Hoca Müzesi adıyla açılmış. 1991 yılında ülkenin demokrasiye geçmesiyle, konferans merkezi ve sergi mekanı haline dönüştürülmüş. Renkli kutular şeklinde kafeler, stüdyolar ve atölyeler mevcut. Bu alanların çoğu 12-18 yaş arası çocuklara yazılım, robotik, animasyon, müzik, film gibi dallarda ücretsiz eğitim veren Tumo ya ait.

Namazgah Camii
Geldik halk arasında Namazgah Camii adıyla bilinen Büyük Camiye. Arnavutluk, Kasım 1912 de bağımsız olduktan sonra, Müslümanlar buraya ulu cami yaptırmak istemiş. Fakat 1920’lerde İtalyan etkisiyle komünist bir devlet olan Arnavutluk ta bu arzu gerçekleşmemiş. Ancak 2015 yılında temeli atılmış ve şehrin en büyük camisi olmuş.

İskender Bey Meydanının diğer tarafında kendini gösteren yapı, Ulusal Tarih Müzesi, 1981 de kurulmuş. Müzenin girişinde , Arnavutluk tarihine ait eski ve modern figürleri betimleyen -Arnavutlar – adlı büyük bir duvar mozaiği var.

Bir yandan sokak çalgıcılarının sesi duyuluyor. Bizi görünce (Türk olduğumuz paçalarımızdan akıyordu ki) , İzmir’in dağlarında çiçekler açar marşını çaldılar. Dinledik, al bayrağımızı çıkarıp salındık, bağışımızı yaptık. Saati böylece 12.00 ettik.

Lavazh Muamması?
Arabayla şehirde dolaşırken fark ettik ki, Arnavutlar arabalarına epey önem veriyorlar. Şehre girdiğimizde beri sıkça karşımıza çıkan -LAVAZH- tabelalarından bu anlaşılıyor. Araba yıkama Tiran da oldukça yaygın bir işmiş.

Başka Bir Bilinmezlik – Nedir Bu Mersedes Aşkı?
Arnavutluk ta Mercedes bolluğu da başka bir dikkat konusu. Statü merakından değilmiş bu hal. Yörenin yollarının bozukluğu ve geçitvermezliği halkı bu dayanıklı markaya yöneltmiş. Ürünün pahalılığına da çözüm bulmuşlar. Arnavutluk dışında çalıntı ya da kayıp Mercedesler, bu şehirde yeraltı dünyasına pazar yaratmış, ekonomik düzeyle örtüşmeyecek kadar da Mercedes in varlığına sebep olmuş. Arnavutluk ta kısaca Benz derlermiş Mercedes e.

Arnavutluk’da İkinci Şehrimiz – İşkodra
Tiran gezimizi sonlandırıp Arnavutluk’un en eski yerleşim yerlerinden İşkodra ya revan olduk, 14.30 gibi ulaştık. 2. Dünya savaşından sonra Arnavutluk ta kurulan komünist rejim, biri dışında İşkodra’daki tüm camileri yıkmış. Tek kalan yapı ise Kurşunlu Camii. Biz namazımızı İşkodra’nın merkezinde Balkanların en büyük camisi Hz. Ebubekir Camiinde kıldık. 1995 te Arap şeyhi Zamil Abdullah tarafından yaptırılmış. Etrafta kiliseler var, caminin kadrajına illaki çan kuleleri de giriyor.

İşkodra’da Adımlıyoruz
Biraz daha yürüyünce Luigj Gurakuqi adında Arnavut bir yazar ve politikacının heykeliyle karşılaşıyoruz. Kendisi Arnavut Ulusal Uyanışının önemli bir figürüymüş.

Saat 15.00 civarlarında , şehrin en meşhur caddesi olan Kole İdromeno Caddesinde salındık.
Acıkan midelerimizi yatıştırmak için gezerken rasgeldiğimiz ve araştırdığımızda gayet başarılı bir yer olduğunu öğrendiğimiz Pizzeria İtalia adlı restoranda karnımızı doyurduk. Çocuklar margarita, bizse 3 peynirli pizza tattık. Türkiye’dekilere kıyasla fiyatı uygun, mekanı nezih, lezzeti yerinde idi. Kullanılan malzeme kaliteliydi.

Olmazsa Olmazımız – Dondurma
Pizzayla şenlenen bünyemizi coşturmak niyetiyle Mi Kanda adlı dondurmacıya uğradık. İçimizin yangınını söndürmüş halde buradan da memnun ayrıldık.


Bir Gündeki 3. ve Son Ülke Karadağ Yolları
16.30 gibi İşkodra ya veda edip, rotamızı Budva’ya yönelttik.

Zaman zaman çalan şarkılara eşlik edip, kimi zaman uyuklayarak yaptığımız yolculuk akşam 18.00 de tamamlandı. Sahil şeridi olması hasebiyle, arabadan inince tüm nemini üzerimize püskürttü şehir.

Gözümüz öyle korktu ki akşam saatlerinde bu kadar bunaltıcıysa gündüz yürürken ne yaparız diye tasalanmadık değil. Sabahın serinliğinden yararlanmayı düşünerek , gün ola harman ola deyip evlere çekildik ve günün yorgunluğunu atmaya çalıştık üzerlerimizden.


















