Hierapolis ve Pamukkale

Orta Batı Anadolu Turu 4. Gün

(31 Temmuz 2019)

Salda Gölü’ndeki son sabahımıza uyandık. Güne zinde başlamamızı sağlayan altın öğün kahvaltıdan sonra çadırlar söküldü ve arabaya yerleştirildi.

Kahvaltı Hazırlığı
Kamp Alanı
Buzzzz gibi kavun öğünü

Saat 13:00 civarında Salda’dan ayrıldık ve yollara düştük. Salda ile Denizli arası yaklaşık olarak 80 km. Denizli’ye ulaştıktan sonra yol üstünden atıştırmalık birşeyler alıp Pamukkale’ye devam ettik.

Hierapolis Antik Kenti’nin iki farklı girişi var. İlkine, alt kısımdaki travertenler tarafından giriliyor. Biz tur otobüslerinin de tercih ettiği üst kapıdan giriş yaptık. Hangisi ana girişi emin değilim.

Kleopatra Havuzu ve Travertenlerin yanında, ‘Kutsal Kent ‘ anlamına gelen Hierapolis’te tiyatro, su kanalları, gymnasium, katedral, kilise ve hamam gibi pek çok yapı mevcut. UNESCO dünya mirası listesine 1988’de girmiş olan bu bölge, yılın her döneminde yerli yabancı turistiyle en çok ziyaret edilen yerlerden. 2013’te yapılan arkeolojik kazılar sonucu günyüzüne çıkarılan Cehennem Kapısı, antik kentin tarihini 300 yıl daha geriye götürmüş. Bölgede bulunan tarihi eserler arkeoloji müzesinde sergilenmekte.

Bölge gerçekten de çok büyük ve en az bir gününüzü gezmeye ayırmanızı öneririz. Biz, en büyüğü 11 yaşında olan 5 çocukla gezmeye çalışınca, görülmesi gereken bazı tarihi yerleri başka bir bahara bırakıp kaplıcanın sıcak ve rahatlatıcı sularında vakit geçirdik daha çok. Akşam 18:30 sularında Denizli merkeze doğru yola çıktık. Hedef, merkezdeki meşhur Tavas Pidecisi idi. Bu lezzeti es geçmeyin deriz. Hamurunun kıvamı, iç harcın bolluğu tüm yorgunluğumuzu aldı gitti. Üstüne de Marmaris çiçek balıyla tatlandırılmış tahinli cevizli o enfes tatlısını yiyince tüm hücrelerimiz enerjiyle dolup tekrar yola revan olduk. Honaz Dağı Milli Parkına gitmeyi planlıyorduk ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Meşhur Tavaslı Pideci
Ballı Tahinli Pide

Pideciden çıktığımızda hava kararmak üzereydi. Biz de Honaz Dağı Milli Parkı diye verilen koordinata doğru yola çıktık. Milli Parka kuzey ve güneyden olmak üzere iki ana noktadan ulaşılıyormuş. Bize Google’ın verdiği kuzey girişiymiş lakin girişinde “Dikkat, girmek tehlikeli ve yasaktır! “ levhası olan yer yer göçmüş dar bir yolla karşılaştık. Aman dikkat arkadaşlar, biz girdik siz girmeyin çünkü minibüsle geri dönmek insanı biraz geriyor. Kuzey girişinin Denizli’ye uzaklığı 12 km, güney girişinin Denizli’ye uzaklığı ise 21 km imiş.Tercih etmemiz gereken yol, Cankurtaran günübirlik alanın bulunduğu güney girişiymiş.

Havanın da kararması ile kendimize başka bir kamp alanı bulduk çünkü bünyemiz bir başka yanlış yeri daha kaldıracak durumda değildi. Önceden bakıp alternatif olarak kaydettiğimiz Pamukkale Tepe Kamping’e döndük. Döndük diyorum çünkü bu yer, travertenlerin hemen üstünde. Neyse geç olsun güç olmasın yapacak birşey yok.

Tepe Kamping

Kampinge, travertenleri geçince sağ taraftan devam eden yol üzerinden ulaşılıyor. Denizli manzarası yanında duş, tuvalet gibi standart donanımlara sahip. Ayrıca bir yüzme havuzu ve çocuk parkı da mevcut.Kişi başı 35 TL karşılığında bu gece buradaydık. Çadırlar kuruldu, çocuklar yatırıldı, çay demlendi ve sonrasında herkes gecenin sessizliğine daldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir