Seydişehir – Kuğulu Park
Güney Batı Konya Turu 2. ve 3. Gün
16-17 Temmuz 2020
Temiz havada konaklamış olmanın verdiği mutluluk ile sabaha merhaba dedik.

Güzel bir kamp kahvaltısından sonra çocuklar oyun oynayıp kudururken, büyükler olarak biz de coğrafyanın tadını çıkarıp dinlenmeye koyulduk.

Hafta içi olmasından dolayı çok fazla kişi yoktu, bütün park bizimdi ve dilediğimizce koşturup eğlenebiliyorlardı minikler. Salgın zamanında tam da aranan şey.

Alanı keşfedip dinlendikten sonra geleneksel akşam yemeğimiz erişteyi midemize indirdik.

Havanın serinlemesinin ve gün boyu depoladığımız enerjinin etkisi ile yürüyüş yapma cesaretini kendimizde bulup ,( 🙂 ) gözetleme kulesine doğru yolaldık.

Ağaçların arasında yarım saatlik bir yürüyüşün ardından kuleye ulaşıp etrafı seyre daldık. Geri dönüş yolunda bol bol adaçayı ve dağ kekiği toplamayı da ihmal etmedik tabiki.
Kamp yerimize döndüğümüzde günün yorgunluğu ile çocuklar çadırlara çekildi, etraf sessizleşince biz de çaylarımızı yudumlayıp yıldızların tadını çıkardık.

Arabamız kamp aracı olarak tasarlandığından, genellikle kendisine ihtiyaç duyarız ve çadırlarımızın yanına getirmek isteriz. Bir gün önce, parka araç sokmanın yasak olduğunu öğrenince aracımızı yamacımıza getirememiştik. Kimsecikler olmadığından ikinci gece arabamıza müsade edildi ve hemen çadırların yanına çektik. Minik kampçımız (henüz 1 buçuk yaşında) olması münasebeti ile annenin ve bebeğin çadırda rahat etmeleri adına, ailenin bir kısmı aracın arkasındaki yatağı kullanıyor. Israrımız biraz da bu yüzden, artık rahat bir uyku çekebilirdik. Yıldızların altında bir geceye daha merhaba.

3. günün sabahı kamp duşu projemiz için ihtiyacımız olan duş perdelerini tedarik etmek üzere erkenden merkeze gittik. Hem duş perdesini hem de Seydişehirin meşhur fırını Kral’dan atıştırmalık gevreklerimizi aldık. Dönünce sessizlik ve temiz havada kahvaltımızın tadını çıkardık.

Günlerden Cuma idi ve namaz için merkeze tekrar gittik. Dönüşte bizi, aldığımız dondurma ile gören çocukların keyfine diyecek yoktu doğrusu.

İkindinin serinliğiyle, oymak beyimizin hakemliğinde çocuklarla bol zırlamalı çayır futbolu müsabakası yaptık.

Acıkan karınlarımızı mis gibi mercimek çorbasıyla taçlandırıp, sindirim esnasında ‘şimdiki çocuklar harika’ kitabını pürdikkat dinleyen çocuklar çadırlara çekildiler. Biz de açık havada çay, sessizlik, yıldızlar ve kaküllü böceklerin eşliğinde güne veda ettik.

















