Kuzey Avrupa Turu Başlasın
Nereden çıktı Kuzey Avrupa yahu 🙂
2025 yılında yapacağımız tur öncesinde birçok farklı plan yaptık. Karadenizi mi gezelim, Almanya turu mu yapalım derken kendimize “Neden gitmişken Oslo’ya kadar gitmiyoruz?” sorusunu sorduk. Bu soruyu kendimize sormamızın başlıca sebeplerinden birisi, Türkiye’deki kamp ücretlerinin, pahalılığı ile ün salmış Kuzey Avrupa ülkelerinin başkentleri ile yarışması idi. Ağlanacak halimize güler gibi yaparak ciddi ciddi planlamaya başladık ve kendimizi 2025 yılında Kuzey Avrupa Turu içinde buluverdik. “Çok düşünme, harekete geç” felsefesi ile Temmuz başında turumuzun başlayacağı, Rahatbatangiller İstanbul şubesinin malikanesinde yerlerimiz almıştık bile.
Hüzünlü Tur Başlangıcı
Turun başı biraz hüzünlü söyleyeyim, zira tura alışagelmişin dışında, tek aile olarak çıkacaktık. Uzun zamandır her yaz birlikte olan iki ailenin dayanışması ile bütün zorluklara rağmen kazasız belasız tamamlanan turların aksine, tek başına çıkacak olmamız açıkçası bizi hem korkutuyor, hem de hüzünlendiriyordu. Yapacak bir şey yoktu çünkü şartlar bunu gerektiriyordu. Biz de aklımızdaki deli sorular ile 4 Temmuz Cuma gece yarısına doğru marşa bastık ve bilinmezliğe doğru yelken açtık.
Her tur başlangıcındaki o keşfetme duygusu ve belirsizliğin verdiği tedirginlik hissi de içimizde yerini aldığında göre çok eğleneceğimiz garantiydi.
5 Temmuz 2025, Turun 1. Günü
Geçtiğimiz sene Balkan Tur’u yaptığımızdan dolayı, tur için ayırdığımız kaynakları, bu coğrafyadan hızlıca geçip daha önce keşfetmediğimiz şehirlerde harcamak istiyorduk. Bu nedenle İstanbul’un trafik hengamesinden kurtulduktan sonra neredeyse sınıra kadar hiç durmadık. Gece 3 sularında Kapıkule Sınır Kapısındaydık.


Güle Güle Türkiye
Bulgar sınırından, Sırbistan sınırına gelmemiz yaklaşık 4 saatimizi almıştı. Saat 07:00 civarında Sırbistan sınırındaydık. Kaptanımız Bulgar topraklarını ışık hızıyla geçmişti anlaşılan 🙂

Sonrasında, ihtiyaç molaları eşliğinde ilk hedefimiz Novi Sad şehrine saat 10:00 civarında giriş yaptık. Kiraladığımız daire, saat 15:00 sularında bize teslim edileceği için, o saate kadar şehirdeki gezilecek yerleri gezmek niyetindeydik.

Belgrad’a yaklaşık 90 km uzaklıkta olan bu küçük şehir, Tuna Nehri’nin kıyısında kurulmuş. Küçük olduğuna bakmayın aslında Sırbistan’ın kuzeyinde yer alan özerk bölge Voyvodina’nın başkenti kendisi. Yani bir nevi bizim küçük enişte. 🙂 Nüfusu da 300 Bin civarında. Bir gece önce, trafikte o kadar insanla mücadele etmiş olabiliriz 🙂
Hoşbulduk NoviSad
Şehir küçük, zaman da bol olunca, kendimizi ağır moda alıp bir park bulduk ve kahvaltılarımızı yaptık. Sonrasında ise şehir merkezini keşfe koyulduk.


Piskopos Sarayı ve Saint George Katedrali
Saraya bir selam verdikten sonra, hemen arkasındaki Barok tarzındaki büyük Ortodoks Kilisesi olan Saint George Katedrali‘ni ziyaret ettik.

Birkaç fotoğraf çektikten sonra diğer noktaya doğru adımlamaya devam ettik.
Meryem’in Adı Katolik Kilisesi
Novi Sad’ın kalbi olan Özgürlük Meydanı üzerinde, Belediye Binası’nın tam karşısında yer alan gotik tarzda inşaa edilmiş “Meryem’in Adı Katolik Kilisesi”, belki de Novi Sad’ın en görkemli binası. Bu nedenle içini gezmeden geçemezdik.

Tuna Boyu
Daha Önce, Tuna Nehri’ne komşu birçok şehir gezmiştik, Novi Sad’ı da bunların arasına eklenmiş olduk. Şehri adımlamaya Tuna boyunda devam ettik. Tuna üzerindeki tur tekneleri de her zamanki gibi manzaramızdaki yerlerini almışlardı.



Adımlamaya Devam
Tuna Nehri havası da aldıktan sonra başarısız bir müze ziyareti girişiminde bulunduk. Çünkü girmeye çalıştığımız müze ücretli ve aracımızı park ettiğimiz noktada süremiz dolmak üzere olduğundan müzeye girmekten vazgeçip, aracımızı park ettiğimiz noktadan alıp markete, ve sonrasında da öğlen namazı kılmak için haritadan keşfettiğimiz camiye doğru yol aldık.

Hafızalarda İz Bırakan Cami Ziyareti
Markette akşam için alışveriş yaptıktan sonra haritadan keşfettiğimiz camiye doğru, ana yoldan ayrıldık ve ara bir yola saptık. Ama girdiğimiz mahallenin karakteri, yol kenarındaki insanların farklılıkları, bizi Konya’daki Doğanlar mahallesinin Novi Sad şubesindeymişiz gibi hissettirdi. Sokakta ilerledikçe üzerimizdeki bakışların yoğunluğu ile kendimizi pek güvende hissetmedik. Endişe dolu birkaç dakikalık yolculuğun ardından, Cami’ye ulaştığımızda korkumuzun, yine önyargılardan kaynaklandığı görüşünün ağırlığı altında ezilerek, öğlen namazımızı eda ettik.

Böyle düşündüğümüz için biraz pişman olmuştuk ama bilmediğimiz bir şehirde bilmediğimiz bize pek tekin gelmeyen bir sokakta olmak biraz korkutucu gelmişti sanki. Namazlarımızı kıldıktan sonra etrafa biraz göz atıp mahalleden ayrıldık.
Yorgunluktan Bittik
Şehirde artık uzatmaları oynuyorduk. Ev sahibemiz ile mesajlaşıyor ve bir an önce dinlenmeye çekilmek istiyorduk, ama ne mümkün, henüz temizlik tamamlanmadığından bir türlü eve gidemiyorduk. Bu nedenle uzatmalarda ufak bir alışveriş merkezi turu da sıkıştırmış olduk.

Nihayetinde beklenen mutlu haber geldi ve bir günlük evimize doğru hareket edebildik. Bahçeli bir evin ikinci katındaki evimize eşyalarımızı taşıdıktan sonra, yemek ve çay faslını geride bırakıp turun ilk gününü sonlandırdık.




























